Berikan Yayınevi

Boz Kurdun Balaları

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
ahyr Nyyazy Yyldyrym halkyn mertlik, millet söyerlik,watanperwerlik, batyrlyk däplerini örän näzik, inçe,eziz owaz bilen bermegi başardy. Şona görä onun goşgulary dine yigriminji asyrda däl-de,eysem bir näçeasyrlap aydylyp gelin yänklassyk aydymlar yalyeşidilyär.r. Şahyrbu sarsmaz millilik duygulary üçin azar barynyhem çekdi. Emma ony yolundan dönderip bilen güyç tapylmady. Nyyazy Yyldyrym Gençosmanogly henizylym tarapyndan doly barlanmadyk – işlenmedik Türkçülik–Türkmençilik däplerini halkyn unutmazlygy üçin, o beyik däpleri gelejek nesillerinem dowam etdirme giüçin jan çekdi.Ona yalnyş düşünilen halatlary hem az bolmady. Emmaşahyr öz milletine guwanmaga, özgahrymançylykly geçmişini yatlamaga haklydy. Häzirki döwürde N.Y.Gençosmanoglynyn şeylemeşhurlygynyn ilkinji sebäbi–onun milliduygulary belent–belent owaz bilen beripbilenligindedir. Bu şahyryn örän inçe şahyrlyk sungaty,gadymyOguz dilinin şirinliginden ussat peydalanyşy hakda–da köp zat aytsa bolardy.
7,00  5,40 
Nihâi Atsız, 20. yüzyıl Türk düşünce hayatının ve edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Adı, Türkçülük ülküsü ile özdeşleşmiştir. Çok sayıda makalesi, romanları ve şiirleri ile de edebiyatımızda kendine özgü bir yeri bulunmaktadır. Yazılarındaki keskin üslûbu, akıcı anlatımı ve Türkçeyi doğru kullanmadaki titizliği örnek olacak niteliktedir. Bilim alanındaki çalışmaları ile sanatçı yönünü kişiliğinde birleştirebilmiş ender şahsiyetler arasındadır. Nihâi Atsızın hayatı, yoğun fikir mücadeleleri ve bu yolda maruz kaldığı engellemeler yüzünden çok hareketli geçmiştir. Böyle olmayıp da ilmî çalışmalara daha geniş zaman ayırabilseydi, tarih ve edebiyat tarihi alanlarında çok daha verimli olacağı kanaati yaygındır. Onu tanımış olanlar, karakter yapısının sağlamlığı üzerinde görüş birliği halindedir.
22,00  18,00 

Yunanistan’da Esirlerimiz

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Mondros Mütarekesi sonrasında, Mütarekenin ağır şartlarının verdiği rehavetle emperyalist devletler, Anadolu’da işgallere başladılar. Bu kapsamda Yunanlılara Trakya’yı ve Batı Anadolu’yu vadeden İngilizler, Yunanlıların 15.Mayıs 1919 tarihinde İzmir’e asker çıkartmasını temin ettiler. 1830 yılında Emperyalist devletlerin himayesinde Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını alan Rumlar, topraklarını sürekli genişletmek siyasetini takip etmişler, I. Dünya Savaşı’nda da emperyalist devletlerle işbirliği yaparak, kendilerini eski Bizans’ın mirasçısı görüp, Bizans’ı diriltmek, dolayısıyla Anadolu’yu fethetmek hülyasına düşmüşlerdir. Anadolu insanı da koskoca imparatorluktan elinde kalan son toprak, Anadolu’yu savunmak için Kurtuluş Mücadelesine girmişlerdir. 1919-1921 döneminde İzmir’den başlayıp civar illere doğru genişleyen Yunan işgali, Kuvay-ı Milliye’nin mukavemetiyle ve sonra TBMM’nin düzenli ordularıyla karşılaşmış, nihayet 30 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ile 09 Eylül 1922’de yine İzmir’de denize dökülmüştür. Bu 2,5 yıllık işgal döneminde her türlü ahlâk ve namus duygularından yoksun Yunan sürüleri, Anadolu’da pek çok mezalim icra etmiş, Batı Anadolu bu işgalden sonra adeta harabeye dönmüştür. Yunan işgali döneminde Batı Anadolu’da yapılan katliam ve yağmalar konusunda gerek o dönemin yayın organlarında, gerek sonradan konuyu araştıran kişilerin sonradan yaptıkları çalışmalarla pek çok yayın yapılmış, eser yayınlanmıştır. Bunların önemli bir kısmını, kitabın sonunda verdiğimiz kaynakça’da gösterdik.
8,00  5,75 
Tatar Türkleri, Oğuz Türkleri ve Kıpçak Türkleri gibi Türklüğün ana yapı taşlarındandır. Türk kültür coğrafyasında Tatar dünyası büyük bir yer tutar. Bütün büyük toplumlar gibi Tatarlar da tarihi nedenlerle değişik yerel isimler de alabilmişlerdir. Anadolu Türk kültür coğrafyasında Hıristiyan Tatarlar hariç diğer Tatar kesimlerden küçük-büyük temsilci grupları vardır. Şırnak Tatarlarının bu yapılanma içerisinde özel konumları vardır.
10,00  7,70 

Şamanizm ve Eski Türk Dini

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Özellikle Türkiye'de yıllardır süren bir tartışma söz konusudur. Eski Türk inancı Şamanizm mi, yoksa değil mi? Ayrıca bu bu inanç sistemine ne ad verileceği meselesi uzun yıllardır ilim adamlarının gündemini meşgul etmektedir. İşin esasına baktığımızda da bu durum hala açıklığa kavuşturulmamış olduğu gibi, bundan sonra da tartışmaların süreceği ortadadır. Biz eski Türk dini ve Şamanizm hususunda çok büyük iddialarda bulunmayacağız. Ancak Şamanizm ile eski Türk itikadının kesinlikle birbirinden ayrı şeyler olduğunu göstermeye çalışacağız. Yani eski Türklerin dininin bugünkü geç Sibirya Şamanizmiyle hiçbir alakası yoktu. Belki de bu deneme birtakım araştırmacı tarafından yeterli sayılmayabilir.Dünyada bugün Şamanizm üzerine yapılan incelemelerin bibliyografyasını bile toplasaydık, onlarca cilt olurdu. Hala da dünyanın şurasında veya burasında, hergün bu konuda bir şeyler yazılmakta ve söylenmektedir.
11,00  8,00 

Sarı Paşa – İnsan Atatürk

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Atatürk'ün soyu, ailesi ve bunu doğuran kültür ortamı ortaya konulmalı ve insanlarımıza, özellikle de gençlerimize anlatılmalıdır. Yine çok ihmal edilen bir konu da onun insani boyutudur.Atatürk bizden biridir. Bu yönü ile de gençlerimize anlatılmalıdır.”Hayatta yegane fahrim Türk yaratılmamdır” diyerek Türklüğü ile övünen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, baba soyu itibarıyla, hem Anadolu'nun, hemde Rumeli'nin Türkleşmesinde büyük rol oynamış bulunan ve Karaman'dan Makedonya'ya göç ettirilen “Kızıl Oğuz Yörükleri/Türkmenleri”nden;anne soyu itibarıyla da Rumeli'nin Türkleşmesinde yine etkin rol oynamış bulunan ve göçtükleri Konya/Karaman yöresinden dolayı Rumeli'de “Konyarlar”olarak anılan Yörük/Türkmenlerdendir. Dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi'nin köyü”Kocacık”, bugünkü Makedonya Cumhuriyeti'nin Jupa Bölgesi'nde Debreşehrine bağlı, Türklerin yaşadığı bir köydür.
20,00  14,50 

Uygur Türkleri Tarihi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Uygur Türkleri özellikle Türk kültürüne yaptıkları katkılardan dolayı Türk milleti için mühimdir. Çünkü Uygurlar, Türklerde resim sanatının, müziğin, heykeltraşlığın, kitap basımının, din anlayışının, ticaretin yerleşik hayatın gelişmesinde ve yayılmasında öncülük ve aracılık yapmışlardır. Bunula beraber Ötüken, Uygur Kağanlığı ve onun devamı olan Uygur hanlıkları bugünkü büyük Türkistan'ın etnik ve kültürel yapısının şekillenmesinde de aktif rol oynadı, Türkistan'daki Türk boyları etnik bakımdan şöyle veya böyle Uygur Türkleriyle irtibatlı olduğu gibi, Türk dili ve edebiyatı hussunda da onların tesiri altında kalmışlardır.
17,00  13,00 
Kıbrıs Adası, 1571 yılında Türkler tarafından alındıktan sonra 307 yıl boyunca Türk hâkimiyetinde, bütün toplumlar için güvenli ve düzenli bir idari yönetime kavuştuğu gibi Türkler için bir vatan olarak algılanmış ve sahiplenilmiştir. Ancak İngiltere tarafından 12 Temmuz 1878 tarihinde işgal edildikten sonra Rumlar lehine yapılan düzenlemeler nedeniyle Türkler, Ada’dan büyük oranda göç etmiş ve kalanlarda Rumların baskı ve zulmüne uğramıştır. Bundan dolayı Kıbrıs Türkleri bir taraftan İngiliz emperyalizmine karşı pasif direnişte bulunurken, diğer yandan Rum baskı ve saldırılarına karşı durmaya çalışmıştır. Kıbrıs Türklerinin bu Milli Mücadelesi’nde, Türkiye Türkleri yapmış oldukları mitingler ile destek olurken, gerek TBMM, gerekse diğer birçok kuruluş, Kıbrıs meselesini sahiplenmiştir. Kıbrıs meselesi; Kıbrıs Türkleri için bir vatan müdafaası iken İngiltere, Yunanistan ve Rumlar için emperyal ideallerinin gerçekleşmesi hayalidir. Günümüzde de devam eden bu meselenin bir boyutu da; Ada’nın Türkiye için jeopolitik ve jeostratejik önemidir.
15,00  10,75 

Türk Mitolojisinde Kurt

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Türk kültür bölgelerinde ve bu bölgeleri oluşturan halkların arasında kendisini daha fazla hissettiren kültürel stratejilerin emperyalist politikaları, halkların demokratik kültürel dayanışmalarının önemini, günümüzde çok daha fazla zaruri kılmıştır.
9,00  6,50 
15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'in haksız yere Yunanlılar tarafından işgal edilmesi, başta İstanbul olmak üzere pek çok şehir ve kasabada protesto mitinglerinin yapılmasına zemin hazırlamıştır. Bu mitinglerde alınan kararlar ve protesto metinleri incelendiğinde pek çok yönden benzerliklerin olduğu göze çarpar. Anadolu'nun her köşesinde icra edilen mitinglerde, Türkler, seslerini hem kendi ülkelerine hem de cihana duyurmak istemişlerdir. İdam fermam imzalanmış, kolu kanadı kırılmış, ordusu ve donanması dağıtılmış, vatan toprakları yer yer işgale uğramış bir devletin hâkim ve asli unsurunu oluşturan Türkler, pasif direniş tedbiri olarak adlandırılabilecek mitinglerle işgallere duydukları tepkileri dile getirmişlerdir. Mitingler, kuva-yı milliye yanlısı aydınların yönlendirmeleriyle gerçekleştirilmiştir. İstanbul'da ve Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yapılan mitingler, halkın Türk milliyetçiliği duygusu ile bütünleşerek kuva-yı milliye etrafında kenetlenmesini sağlamıştır. Bu mitinglerle birlikte milli duygular doruğa çıkarılmış, millî ruh ve heyecan basın yayın organlarıyla kitlelere maledilmiş; netice itibariyle yurt sathında kısa sürede kuva-yı milliye hareketi yayılıp güçlenmiştir. Milli Mücadele döneminde duygu, düşünce ve fikir birliğini sağlamayı hedefleyen mitingler, içerik bakımından ortak noktaların farklı mekânlarda dile getirildiği önemli toplantılar olmuştur. Bu mitinglerde dile getirilin ifadeler edebî açıdan incelendiğinde, bir milletin şahlanışı, yeniden dirilişi karşımıza çıkar. Fakat bugüne kadar yazılmış olan tarih kitaplarında, Milli Mücadele dönemi anlatılırken, ne yazık ki Türk milletinin duygularının tercümanı olan mitinglere pek yer verilmemiştir. Bu kitapta, İstanbul Üniversitesi'nde işgale tepki gösteren aydın öğretim üyeleri yanında Türklüğü ile gurur duyan kız-erkek üniversite gençliğinin cihana haykırışlarını duyacak, bir yok oluşun eşiğinde iken ümitsizliğin, karamsarlığın ortadan kaldırılışı ve kurtuluşa uzanan sürecin hikâyesini bulacaksınız.
12,00  8,60 

Hindistan’da Türkler

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Hisdistan bölgesi, Türk tarihçiliğinde üzerinde en az durulan ve araştırılan konulardan biridir. Ancak son zamanlarda burayla ilgili yeni birkaç çalışma yapıldığını da görmekteyiz. Bununla beraber Osmanlı Devleti’nin son devirlerine doğru yükselen Türkçülük akımının tesiriyle, dünyadaki Türklere ve Türk kültürüne artan alaka sebebiyle, başta Babur Şah olmak üzere, Hindistan’daki Türk hanedanlıkları hakkında bazı eserler kaleme alınmıştır. İşte bunlardan birisi de Mübarek Galip Bey’in “Hindistan’daki Türk Hükümdarları” adlı kitabıdır.
13,00  9,40 

İngiliz Kemal Vatan Uğrunda

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Hiç kuşkusuz, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında istihbarat çalışmalarının da payı büyüktür. Bu, cephedeki askeri mücadeleye psikolojik boyutta bir katkı sağlamış, savaşın askeri boyutunu psikolojik olarak da desteklemiştir. İngiliz Kemal lakaplı Ahmet Esat Tomruk (1892-93 / 1966) da savaşın söz konusu psikolojik boyutuna, İngiliz ve Yunan ordularının içine sızarak, hizmet etmiş önemli casuslardan biridir. Bir başka deyişle, İngiliz Kemal olarak tanınan Ahmet Esat Tomruk, Yunan ve İngiliz gizli servislerinin elinde bulunan raporları Ankaraya bildirerek Milli Mücadele'de görevalmış ünlü Türk casusudur. Elbette ki bu, içinde pek çok zorlukları da barındıran bir görevdir. Elinizdeki roman, İngiliz Kemal'in bu yolda karşılaştığı güçlüklerle vatanı için göze aldığı fedakarlıkları-kendisinin anılarından da yararlanarak -hikaye eden tarihi bir anlatıdır. İnanıyoruz ki bu tür eserlerin yayımı, Türk Milletinin bu büyük savaşımında önemli rol oynamış tarihi şahsiyetlerden bizi haberdar edecek ve Mustafa Kemal Atatürk'ün de dedği gibi “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
17,00  13,50 

Anadolu Türk Beylikleri Tarihi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Anadolu Türk Beylikleri Tarihi, Anadolu'da siyasi iktidarın ve egemenliğinin Selçuklu hanedanından Osmanlı hanedanına geçişine kadar sürmüş olan ara dönemi ifade eder. Türkler, tarihin bu döneminde Anadolu'da, 1-) siyasi hakimiyetlerini, 2-) nüfus hakimiyetlerini, 3-) kültür hakimiyetlerini kurarak, bu ülkenin Türk vatanı haline gelmesinde ve Türkleşmesinde büyük bir başarı göstermişlerdir. Bu küçük ve mütevazi eserde, Türk milletinin tarihte göstermiş olduğu bu önemli başarının tarihi temellerini ortaya koymaya ve açıklamaya çalışılmıştır.
17,00  11,80 
Avşarlar, tarih boyunca ve günümüzde doğal olarak Türklüğün aslî yapı taşlarından olmuşlardır. Onlar, devlet kurucu, koruyucu ve kimlik verici özellikleri ile daima önemli görevler üstlenmişlerdir. Türk coğrafyasının Avşarsız bir yöresi ve Türk tarihinin Avşarsız bir dönemi yoktur. Avşarlar aynı zamanda Türk kültür kimliğinin de mimarlarından olmuşlardır. Genel olarak konusu Avşar halk kültürü olan bu kitapta Avşarlar, farklı uzmanlarca değerlendirilmiştir. Başka tabirle Avşarların tarihî arka planı, göçleri, iskânları, halk inançları, yaşadıkları sosyal coğrafya gibi konular, Avşar halk kültürü bağlamında karşılaştırmalı olarak araştırılmıştır. Eser incelendiğinde, tarihi özelliklerinden dolayı Türk kültür tarihinin önemli yapıcılarından ve dinamiklerinden olan Avşarların, yaşayan bazı canlı örneklerle daha yakından tanınmasına imkân verecek özelliğe sahip olduğu görülecektir.
40,00  29,00 

Varisler – Doğuş

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Yüce Yersu bana gönderdiğin haberleri aldım. Halkımı kurtardın. Benim canımı kurtardın. Canım senin yoluna fedadır.” dedi saygıyla. Yersu bu savaşçı insana dikkatle baktı. Geniş omuzları asil yüzü ve omuzlarına kadar inen düz saçlarını seyretti. Loş ışıkta birer derya gibi parıldayan yeşil gözlerine hayranlıkla daldı. “Yoksa “ diye iç geçirdi. Bu genç insana karşı hislerini tarttı. Tamamen farklı ırktan bir vahşiydi o. “Hayır ona âşık değilim” diye geçirdi içinden. Ama ne yaparsa yapsın onu izlemekten ve onu düşünmekten vazgeçemiyordu. İşte şimdi de bu pınar başında onunla buluşmak istemişti. Buraya gelince Bumin’in onu hissedip geleceğinden de emindi nedense. İlerleyip Bumin’in yanına geldi. Bumin hala yeşil gözlerini ona dikmiş yerde diz çökmüş bekliyordu. Onu omuzlarından tutup kaldırdı. “Kalk yiğit insan ve bir daha da benim önümde eğilme.” dedi.
27,00  21,50 
Yusuf Akçora'nın dediği gibi “Türkler dediğimiz zaman 'Türk-Tatar' bazen 'Türk-Tatar-Moğol' diye adlandırılan bir ırktan gelme dilleri birbirine pek yakın, tarihî hayatları birbirine karışmış olan kavim ve kabilelerin tamamını murat ediyoruz”. Bu halklar, Bozkır medeniyetini meydana getirmiş ve o medeniyeti tarihi süreç içinde farklı coğrafyalara taşımıştır. Mesela Uluğ Türkistan'a Ural Altay'a, Kafkasya'ya, Balkanlar'a, İskandinavya ve Baltık bölgesine Ortadoğu'ya ve Anadolu'ya taşıyıp, kadim kültürlerini yeni sentezlerle yaşatmış ve yaşatmaktadırlar. Elinizdeki kitapta Bozkır medeniyetinin kurucuları olan Türk-Moğol haklarının halk inanmaları konusunda yapılan araştırmalardan bazı örnekleri okuma imkânınız olacaktır.
14,00  10,20 

Türk Tarihinden İzler 1

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Türk tarihi ve kültürüne dair, bu güne kadar yüzlerce çalışmaya imza attık. Bunların büyük bir kısmı yazı hayatımıza başladığımız vakitten itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde basıldı. Ancak bu yayın organlarının çoğu kapandığından, onları sadece kütüphanelerde bulmak mümkün. Dolayısıyla bu yazılara ulaşmak ve özellikle de araştırmacıların bunlardan yararlanmaları zor olduğundan, son zamanlarda pek çok kişinin yaptığı gibi, biz de yazılarımızı bir araya getirip, toplu halde okuyuculara ulaştırmayı düşündük ve böyle bir denemeye kalkıştık. Tabiî ki gönül bütün ilmi ve fikri yayınlarımızı toplu bir külliyat halinde ortaya koymayı istiyor. Fakat bu oldukça zahmetli ve zaman isteyen bir iş. Çünkü her yazının ve araştırma makalesinin yeniden gözden geçirilmesi; bir zamanlar kaleme aldığımız fikirlere ekler veya tashihler yapılması gerekiyor. O yüzden bu toplamayı hazırlarken bir bir seçtiğimiz çalışmaları yeniden okuyup, varsa eksiklikler veya fazlalıkları düzelttik. Esasında çoğu makalenin sonunda kaynakça kısmı vardı, ama kağıt israfı olmaması düşüncesiyle bunları kaldırdık. Zaten hepsinin altında dipnot kısımları bulunduğundan okuyucularımız oralardan yararlanabilir. Bununla birlikte genel bir dizin hazırlanarak, kitabın sonuna ilave edilmiştir.
20,00  15,00 

Türk Tarihinden İzler 2

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Türk tarihi ve kültürüne dair, bu güne kadar yüzlerce çalışmaya imza attık. Bunların büyük bir kısmı yazı hayatımıza başladığımız vakitten itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde basıldı. Ancak bu yayın organlarının çoğu kapandığından, onları sadece kütüphanelerde bulmak mümkün. Dolayısıyla bu yazılara ulaşmak ve özellikle de araştırmacıların bunlardan yararlanmaları zor olduğundan, son zamanlarda pek çok kişinin yaptığı gibi, biz de yazılarımızı bir araya getirip, toplu halde okuyuculara ulaştırmayı düşündük ve böyle bir denemeye kalkıştık. Tabiî ki gönül bütün ilmi ve fikri yayınlarımızı toplu bir külliyat halinde ortaya koymayı istiyor. Fakat bu oldukça zahmetli ve zaman isteyen bir iş. Çünkü her yazının ve araştırma makalesinin yeniden gözden geçirilmesi; bir zamanlar kaleme aldığımız fikirlere ekler veya tashihler yapılması gerekiyor. O yüzden bu toplamayı hazırlarken bir bir seçtiğimiz çalışmaları yeniden okuyup, varsa eksiklikler veya fazlalıkları düzelttik. Esasında çoğu makalenin sonunda kaynakça kısmı vardı, ama kağıt israfı olmaması düşüncesiyle bunları kaldırdık. Zaten hepsinin altında dipnot kısımları bulunduğundan okuyucularımız oralardan yararlanabilir. Bununla birlikte genel bir dizin hazırlanarak, kitabın sonuna ilave edilmiştir.
18,00  14,50 

Türk Tarihinden İzler 3

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Bunca yıl tarih okuyan ve tarih ilmi üzerine çalışan bir kişi olarak, herhalde şimdiye kadar bu yüce milletin geçmişinin ancak yüzde birini öğrenebildim. Çünkü Türk tarihi öyle geniş ve köklü ki, onu lâyıkıyla yazmaya ne bir kişinin ömrü yeter, ne de okuyarak tamamı öğrenilebilir. Böyle olunca da, elbette ki tarihçiler sadece belirli bir dönem veya coğrafyadaki Türk tarihiyle uğraşmak zorunda kalıyorlar. İşte bizim de üzerinde çalışma yaptığımız saha, Orta Asya diye anılan, İç Asya ve bunun uzantısı Türkistan bölgesidir. Konu itibarıyla seçtiğimiz dönem, millattan önceki çağlar ile kısmen onuncu yüzyıla kadarki zaman olup, bunun dışındakiler hakkında iddialarda bulunmamız mümkün değildir. Bütün çalışmalarımızda olduğu üzere, Uygur Türkleri Tarihi’nde de fazla dolambaçlı yollara kaçmadan ve okuyucuları laf kalabalığı içerisinde boğmadan, en kısa biçimde, bir vakitler devletimizi idare eden, bizlere sayısız şan ve şöhretler kazandıran Uygur atalarımızı anlatmaya özen gösterdik. Nasıl ki, Kök Türk Kaganlığı milli bir devlet yapısı hüviyetinde ve Türk devlet teşkilatının olgunlaştığı bir bünyeye sahip olması açısından önemli ise, Uygur Türkleri de özellikle Türk kültürüne yaptıkları katkılardan dolayı bizim için mühimdir. Bilindiği üzere Uygurlar, Türklerde resim sanatının, müziğin, heykeltraşlığın, kitap basımının, din anlayışının, ticaretin, yerleşik hayatın gelişmesinde ve yayılmasında öncülük ve aracılık yapmışlardır. Bununla beraber Ötüken Uygur Kaganlığı ve onun devamı olan Uygur hanlıkları bugünkü büyük Türkistan’ın etnik ve kültürel yapısının şekillenmesinde de aktif rol oynadı. Türkistan’daki Türk boyları etnik bakımdan şöyle veya böyle Uygur Türkleriyle irtibatlı olduğu gibi, Türk dili ve edebiyatı hususunda da onların tesiri altında kalmışlardır.
20,00  15,00 

Türk Destanlarına Giriş

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Destanlar, milletlerin kahramanlık hikâyelerinin toplamıdır. Öyleyse destanları zengin olan toplumların tarihleri de o ölçüde muhteşemdir. Bu açıdan baktığımızda Türklerin tarihi pek çok destanî hikâyelerle doludur ve bunların da büyük bir kısmı gerçekleri yansıtır. Zaten destanların en önemli hususiyeti, içerisinde milleti yakından ilgilendiren yaşanmış olaylara yer verilmesidir. Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri başından acı, tatlı birçok hadise geçmiştir. Ve dünyanın en eski halklarından biri olan Türkler ortaya koydukları destanlar bakımından son derece şanslıdır. Elbette mazide cereyan eden her olayı destan sınıfına sokmak mümkün değildir. Bunun için bazı özel şartların olması gerekir. Bunlar yerine gelmişse, destan olarak değerlendirilir ve tarihi hadiseler yazılırken bunlardan yararlanılır. Biz bu çalışmamızda İslamî dönem öncesinde ortaya çıkmış olan Türk destanlarına bir giriş yapmaya gayret ettik. Kitabımızda, belki de sonraki destanlarımızın yazılmasına da aracı olan ana destanları ele aldık. Dolayısıyla bütün Türk milletinin tamamını ilgilendirmeyen halk hikâyeleri ayrı bir çalışma olduğundan, onları burada değerlendirmeyi uygun görmedik.
30,00  21,80 
Büyük Tarihçi Nihal Atsız “Türk Tarihine Bakışımız Nasıl Olmalıdır?” adlı makalesinde Türk tarihinin bütünlüğünü açıkça ele almakta ve çözümler sunmaktadır. Rejimlerin değişmesi yeni devletlerin kurulması anlamına gelmez, tıpkı Gök-Türkler ve Dokuz Oğuzların ayrı bir devlet olmadıkları gibi. Osmanlının yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyetin’in kuruluşu da böyledir, değişenler sadece rejimlerdir, yani bu devletler hep bir birinin devamıdır. Diğer bütünlük konusu ise kardeş kavgalarında taraf olup yanlışa düşmemektir. Bunların en bariz örnekleri Ankara Meydan Savaşı ve Çaldıran Savaşı’dır. Nihal Atsız’a göre Ankara Savaşı’n da Aksak Temir’in ordusundaki Türkmenlerin sayısı belki de Yıldırım’ın ordusundakilerden daha çoktur. Çaldıran’da ise Yavuz Selim ve Şah İsmail karşı karşıya gelmiştir, iki Türkmen ordusu savaşmış ve Türk kanı akıtılmıştır. Bütünlük konusunda kardeş kavgalarına dikkat edip milletimiz arasında yeni tartışmalara yer verilmemelidir.
10,00  7,50 
Kültür ve toplum yapımızda, modern anlamda bir din tarihi şuuru ve perspektifi henüz tam anlamı ile yer almamış, doğal olarak da bir din tarihi metodolojisi gelişmemiştir. Dolayısıyla din alanında olan veya başka bir deyişle “evrensel” olanı birbirine karıştırma ve hepsini aynı kategoriye yerleştirme eğilimi, alışkanlığı ve hatta “hata”sı da bu şuur ve metodoloji noksanlığından kaynaklanmaktadır. Çok geniş bir coğrafyada, oldukça değişik kültürler,medeniyetler, toplumlar ve dünyanın büyük dinî sistemleri ile temasa geçmiş bulunan Türklerin dinî yaşayışları, son derece zengin bir tarih ve kültür mirasına sahip bulunmaktadır. Bu zengin tarihî ve dinî miras, bilimsel ve objektif bir tarihî perspektiften hareketle ele alınıp değerlendirildiğinde, bize millî ve kültürel varlığımız ve hayatımızın tarihî temellerini, gerçek boyutları içerisinde daha doğru bir biçimde aydınlatma imkânı sağlayacağı gibi,bugünkü hayatımız ve kültürümüze de zenginlik katacak, hatta değişen sosyo-kültürel şartlarda bir değişim sürecine maruz kalan buhranlara ve çatışmalara sahne olan toplumumuzun kültürel kimliğinin yeniden inşasına önemli katkılarda bulunacaktır.
30,00  22,50 

Türk Halk Tefekküründe Kurt-2

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Anadolu halkı kurtuluşunu ve kuruluşunu maddi olduğu kadar fikri topyekûn seferberlikte bulmuştur. Bu inancı taşıyan bütün mazlum milletlerin halkları da kurtuluşu bu strateji ile sağlayabilirlerdi. Bu konuda Atatürk, “Anladık ki kabahatimiz kendimizi unutmak lığımızmış. Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, evvela bizim kendi benliğimize ve milletimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen bütün ef’al ve harekâtımızla gösterelim; bilelim ki, milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin şikârıdır.” (Atatürk’ün Kültür ve Medeniyet Konusundaki Sözleri, Ankara, 1990 s. 61–62 ) Bize göre O, bu günün küresel gücü veya güçleri karşısında alınacak tavır itibariyle de, öze dönülmesini çözüm ve çare olarak görünüyor. Türkiye’nin hangi bakımdan Amerikalılaşmayacağının sorulması üzerine, Atatürk, “Türkiye bir maymun değildir ve hiçbir milleti taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerika olacak ne de batılaşacaktır. O sadece özleşecektir.” demekteydi.
11,00  8,50 
1919 yılı Mayısının 19uncu günü Samsuna çıktım. Genel durum ve görünüş: Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaşta yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış, Büyük Savaşın uzun yılları boyunca millet, yorgun ve yoksul bir durumda. Milleti ve ülkeyi Genel Savaşa sürükleyenler, kendi hayatlarının kaygısına düşerek yurttan kaçmışlar. Padişah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşanın başkanlığındaki hukûmet, güçsüz, onursuz, korkak,yalnız Padişahın isteklerine uymuş, onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş.
18,00  14,00 

1–24 / 54 sonuç gösteriliyor