Kitap

Sepeti görüntüle “Türkmen Kızı” sepetinize eklendi.

1–24 / 133 sonuç gösteriliyor

Yarınki Turan Devleti

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Ömer Seyfettin inancı kuvvetli bir Türk milliyetçisidir. Milliyetçilik inanç ve ülküsü şiirlerinde, makalelerinden, hikâyelerinde, romanlarında en belirgin öğe durumundadır. Ona göre ulusları yaşatan, kutsal bir amaç çevresinden toplayan şey ülküye bağlanmalarıdır. Ülküsü olmayan bir ulus ölmüş demektir. Çünkü bu suretle bireyle ulusun varlığını duyamayan ve canını onun uğrunda fedaya hazır bulunmuyor demektir. Bu ülkü, Türkçülük ve milliyetçilik ülküsüdür. Bu kitapta bunu belirtmiştir. Çağrı Yayınları olarak bu kitabı aslı ile birlikte yayına hazırladık.
5,00  3,75 
Türk kültürü, çok eski bir geçmişe sahip, köklü olduğu kadar sağlam temelleri olan bir kültürdür. Çok yönlü ürünler vermeye müsait bu kültürün, şüphesiz ki kendini en iyi ifade ettiği alanlardan biri, sözlü kültür ürünleri olan destanlardır. Millî destanlarda, Türk milletinin acılarını, hasretlerini, sevgilerini, batıl ya da hak olan inançlarını, umutlarını, kısacası geçmiş-gelecek birlikteliğini inşa eden her şeyi bulmak mümkündür. Dolayısıyla geleceğe güven ve umutla bakacak nesiller yetiştirmek isteyen her eğitimci için destanlar, bitmez tükenmez bir kaynaktır. Bu çalışmada; Türk coğrafyasının farklı bölgelerinden ve farklı tarihî dönemlerinden yirmi destanı, ancak özet şeklinde ama kendi içinde bütünlüğünü koruyarak aktardık. Anlatılan destanlarda, daha önce yayınlanan kıymetli çalışmalardaki metinlerin içerdiği vakalardan farklı bir şeye rastlanmaz. Zaten istesek de bunun olması ne ilmen mümkün ne de ahlaken doğru olur. Ancak inancımız odur ki bu eserde, meşhur Türk destanları, farklı ve zevkli bir üslupla anlatılmıştır. Sanırım, ortaöğrenim ve üniversite gençliği, çalışmamızdan zevkle istifade edeceklerdir.
13,00  9,80 

Shaman

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Kapının çarpması ile sol kulağımda yine bir çınlama sesi başladı, çınlama sesi artık kulağımı rahatsız etmiyordu, şiddeti ise sanki çok net bir telefondan gelen polis sireni sesine beziyordu. Yere oturup sesi dinlemeye çalıştım, radyo cızırtıları da geçtikten sonra yine aynı sesleri duyuyordum “Albayı bul” diyordu, “Alba sana yardımcı olacak” diyordu birileri. Ses bir süre sonra aniden yok oldu.”> Kapının çarpması ile sol kulağımda yine bir çınlama sesi başladı, çınlama sesi artık kulağımı rahatsız etmiyordu, şiddeti ise sanki çok net bir telefondan gelen polis sireni sesine beziyordu. Yere oturup sesi dinlemeye çalıştım, radyo cızırtıları da geçtikten sonra yine aynı sesleri duyuyordum “Albayı bul” diyordu, “Alba sana yardımcı olacak” diyordu birileri. Ses bir süre sonra aniden yok oldu.
20,00  10,00 
Gök-Tanrı İnancı üzerine Altay’da alan araştırması yaparak yüksek lisans tezini tamamlamış ve ‘Mevlevilik’te Şamanizm İzleri’ adlı kitabını yayınlamış olan Günnur Yücekal Arpacı, halen bu konu üzerinde doktora yapmaktadır. Yazarın bu yeni çalışması da, Akay Kine’nin verdiği bilgiler doğrultusunda, Gök-Tanrı inancının anlamlar dünyası, dünya görüşü ve ritüellerine ek olarak din ve millet kavramlarının bir incelemesidir. Türk inancındaki ulus-din yapısı, aşina olduğumuz milletsiz-din anlayışıyla, Türk tefekkürünün millet ile dini aynı hamurda yoğrulmuş inancının bir karşılaştırmasıdır. “Uluslaşma süreci, mitolojilerin oluşmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Toplum, mitolojiyi, mitoloji ulusları oluşturur. Mitoloji, o ulusun tüm değer yargılarını ve dünya görüşünü içeren millî bir anayasa ya da millî bir şifre gibidir. Mitolojide ne varsa, kültürde de o vardır. Millete ait mitolojiyi unutturmak, bozmak ya da değerini düşürmek üzere adını kullanmak, bir toplumun ulusal kimliğini ve duruşunu yok etmek için kullanılan silahlardandır. Mitolojisinin, ulusal varoluş destanının aşağılanmasına ses çıkarmayacak hale getirilmiş bir ulus, toprağının verilmesine ve bayrağının indirilmesine de ses çıkarmayacaktır. Çünkü bayrak, vatan kavramları o ulusun mitolojisi ile içleri doldurulmuş simgesel ögelerdir. Mitoloji yok olduğu anda vatan toprak, bayrak bir bez parçası, ulus da hiçbir ayırt edici özelliği bulunmayan insanlar topluluğudur. En önemlisi de ulusal idealleri, mitolojiler verir. Mitolojisi yok olan bir ulus, idealler uğruna ve kendi ürettiği, kendince yüksek olan değer yargıları ile hareket etmez. Sadece maddi menfaatler uğruna, yüksek değerler ve erdemler olmaksızın hareket eder.” “Siz Türkiye’deki kardeşlerimiz; iyi yaşıyorsunuz, dost yaşıyorsunuz, kendi devletinizi oluşturmuşsunuz, kendi yüce kültürünüz var, atalarınızın eski bilgi ve kültürünü koruyorsunuz. Bu nedenle siz Gök Tanrı ve Toprak Ana önünde kutsallaşmışsınız.”
17,50  12,20 
Bu memlekette 1944-1945 yıllarında büyük bir facia cereyan etti. Yaratıcıları tarafından “Irkçılık Turancılık davası ” diye adlandırılan bu facia, aslında, Türk milliyetçiliğini ve dolayısıyle Türklüğü yere serme hareketi idi. Türklük ve Türkçülük düşmanlarının saflarında yer alan dalkavuklar, karaktersizler, korkaklar vesairenin de el birliğiyle ürüttükleri bu “haçlı seferi” , memleket üzerinde iki yıl, bir zulüm kasırgası gibi esti. Oynanan oyunlara, çevrilen dolaplara ve yapılan baskılara rağmen, bir askeri mahkemenin ve Askeri Yargıtay’ın vicdanlı ve namuslu hakimlerinin tarihi kararları, Türkçülerin beraatı şeklinde tecelli etti. Bu suretle kirli alınlar bir kere daha yerlere sürüldüler. Ve, pek çok ıztıraplara rağmen, netice, Türk milliyetçiliğinin bir zaferi oldu. 1944-1945 ihanetinin üzerinden hayli yıllar geçti. Bugünkü genç nesiller, çeyrek yüzyıl kadar önceki bu ihanet ve zulüm kasırgasından haberleri olmadan yetişmekteler. İşte bu küçük antoloji, o büyük boşluğu doldurmak ümidi ve dileği ile hazırlanmış bulunuyor. Yani antoloji “Irkçılık Turancılık davası”nın küçük bir hulasasıdır. Birkaç ciltte tamamlanacaktır. Bu küçük antolojinin hazırlanmasında tek gaye vardır: Türklüğe hizmet…
12,00  10,00 

Basında Atsız

5.00 out of 5
Kepit: Türk Betik
Titiz bir çalışma sonrasında herkesin faydalanabilmesi amacıyla bir devre adını altın harflerle kazıyan büyük Türkçü Nihâl Atsız’ı hayatı süresince konu alan gazete haberlerini bulacağınız bu eserde; dönemin gazetelerinde Atsız ve arkadaşlarına karşı yürütülen çirkin kampanyaları tüm yönleriyle görecek, türlü iftirâlara ve baskılara rağmen yıkılmak bir kenara dursun, eğilmediğini görerek o’na olan inancınızı tazeleyeceksiniz.
25,00  15,00 

Tanrıdağ Dergisi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
8 Mayıs-4 Eylül 1942 tarihleri arasında haftalık olarak on sekiz sayı yayımlanan “ilmî, edebî, Türkçü” dergi Tanrıdağ, İkinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılı günlerini yansıtan süreli yayınlardan biridir. Tanrıdağ Dergisi adlı bu çalışmayı hazırlayan Prof. Dr. B. Zakir Avşar’ın “Türklük İçin Yaşayıp Ölen Adam: Dr. Rıza Nur ve Tanrıdağ Dergisi” başlıklı yazısından da izlenebileceği gibi, Dr. Rıza Nur hem Türkiye’deki milliyetçilik ve Türkçülük hareketi içinde önemli bir isim hem de muhalif kişiliğiyle dikkat çekmiş bir aydındır. Tanrıdağ, onun çabaları ve emeğinin eseridir. Ömrünün sonuna doğru çıkardığı derginin her şeyini üstlenmiş olan Dr. Rıza Nur’un cansız bedeni, on dokuzuncu sayının tashihlerini yaptığı masada bulunmuştur. Bu dramatik sonun da işaret ettiği gibi, hem maddî hem manevî bütün birikimini Tanrıdağ dergisine aktarma çabası içinde olan Dr. Rıza Nur, kısa ömürlü dergisinde Türkçü ve milliyetçi söylemi pekiştirir. Dergideki bazı yazılarda ırkçı denilebilecek bir tutum da izlenir. Tanrıdağ Dergisi adlı bu çalışmayı, Dr. Rıza Nur üzerine Bir Türkçü’nün Portresi Dr. Rıza Nur adlı bir çalışması da bulunan Prof. Dr. B. Zakir Avşar’ın hazırlamış olması, önemini daha da arttırmaktadır.
15,00  12,00 

Ilgana

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Ilgana; çağdaş bir Dede Korkut öyküsü. Kendi öyküsünü başkasından, başkasının öyküsünü kendinden bilmeyenlerin destanı… Bu masalda kahraman şövalyeler, sihirli değnekli büyücüler, ışıltılar saçan periler yok. Güzel prensesler, beyaz atlı prensler, soylu krallar, neşeli şarkılar yükselen şatolar da yok. Bu destanda, kuşaklardır yurt tuttuğu topraklarda sürgün olmuş konargöçer boyların hayatta kalma mücadelesi var. Ilgana, atalarıyla bağları kopuk, yılgın bir toplumun kendini de, üzerinde yaşadığı toprağı da yeniden tanımlayışını anlatan, çağdaş bir Dede Korkut öyküsü. Bu toprakta yarın yoktur. Ara sıra dün tekrar eder o kadar… Ilgana, tütüyordu. Toprağın ve insanların yaşam gücü, büyücü rahiplerin yönettiği kentlere çekiliyor, geride uğursuz bir sis bırakıyordu. Bu duruma son vermek isteyen Sürekler, yüz yılı aşkın süredir kentlere karşı savaş veriyor ama kaybediyorlardı. Kamların tüm çabalarına karşın, uzun yıllardır atalarından destek göremeyen konargöçerler, her çatışmayla birlikte umutlarını da kaybediyor, geleneklerinden vazgeçmek ve aşağılanmak pahasına kentlere sığınıyorlardı. İki taraf son bir savaşa doğru sürüklenirken, düşlerinin peşinden giden genç bir kam çırağının yüz yıldır süregelen bu zulme son verebileceğini henüz kimse bilmiyordu. Kendisi bile… Çağdaş Türk mitolojisinin başlangıcını oluşturacak olan Ilgana'da; yarının olmadığı, sadece ara sıra dünün tekrarlandığı topraklarda, doğru ile yanlışın, doğa ile kentin, doğu ile batının çatışmaları arasında kam adayı Sungur'un ve ona destek olan yoldaşlarının kahramanlıklarına tanık olacaksınız. Kurtarıcı şövalyelere, sihirli değnekli büyücülere, at üstünde yaşayan konargöçer vahşilere dair tüm ezberlerinizi değiştirecek, pek alışık olmasanız da çok tanıdık olduğunuz kavramlarla bezeli bu destanı bir solukta okuyacaksınız.
20,00  16,00 

Dişi Kurdun Rüyaları

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Bu kitap, yüz yılımızın önde gelen yazarlarından Cengiz Aytmatov’un büyük yankılar uyandıran son romanıdır. Aytmatov bu romanında iyi-kötü, ilahî adalet ve kader gibi çetin konuları sorgulamaktadır. İnsanın bu ezelî ve ebedî soruları, bir papaz okulu öğrencisinin düşüncelerinde, esrar kaçakçılarının, Kırgız çobanlarının ve kurtların hayat hikâyelerinde irdelenmektedir. İlahî kudretin varlığını sürekli vurgulayan, ama sorumluluğu insanda ve insanların ortak sorumluluğunda arayan çok çarpıcı bir olaylar örgüsü anlatılmaktadır. Dişi Kurdun Rüyaları aynı zamanda çok etkileyici bir ‘çevre romanı’dır. Aytmatov’un, kirletilen Kırgız bozkırları ve bozulan tabiat dengesi karşısında haykırışıdır.
14,00  10,40 

Türkmen Kızı

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Muhtemelen edebiyatımızın ilk köy romanı olan Türkmen Kızı okunduğunda bir Türk aşiretinin yaşayış kültürü ve kendine has kelime kadrosu XIX. asırda Osmanlı Devleti tarafından düze indirilme projesi ve Fırka-i Islahiyye’nin faaliyetleri aşiret Ve obalar arasındaki çatışmalar gibi pek çok konunun romana sızdığı farkedilecek. Kitabı bitirdiğinizde ise aklınızda kocaman bir soru işareti kalacak Erciş Dağı’nda ve Bingöl Yaylası’nda İlbeyliler yaşıyorşa bölgenin bin yıldır sahibi olduğunu iddia edenler o sırada neredeydi.
12,00  9,50 

Türklerin Tarihi – 2

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Türkler tarihin her safhasında görünen, tarihi inşa eden kavimlerden biridir. Bugünkü medeni dünyada hiçbir eski dünya kavmi ve ülke yoktur ki Türkler olmadan tarihini yazabilsin. Mutlaka, Türkleri ve Türk tarihini bilmek zorundadır ki kendi tarihini anlayabilsin.”
22,50  15,70 

Toprak Ana

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Cengiz Aytmatov, Toprak Ana romanında erkekleri askere alınan bozkırın ortasındaki bir Kırgız köyünde geride kalanların çektiği sıkıntıları anlatıyor. Eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, anaların evlatlarını bir bir askere göndermesi, ayrılıklar, gözyaşları… Yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş. Cengiz Aytmatov, o her zamanki berrak ve akıcı üslûbuyla bizleri, adeta insanları öğütür gibi harcayan savaş düzeneğinin yarattığı trajedilerle sarsıyor.
5,00  4,00 

Kutlu Töre

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Yıl 1943… İran… Kaşkaylar denen bir Türk aşireti var İranda. Sayıları dört yüz bindir. Kışları Basra Körfezi kuzeylerinde, yazları Elburz Dağlarında olur yaylakları. Bu roman onları anlatmaktadır Alper AKSOY *** “Kutlu Töre, Nihal ATSIZ'ın Bozkurtlar romanının 20. yüzyıl versiyonu adeta. Kaşkay Aşireti'nin töre uğruna verdiği soylu mücadelenin destanı. Kaşkay genci Husrev'le Acem kızı Elvan'ın aşkı Romanın ilk bölümlerine damgasını vuruyor. Okuyucu bu aşk serüvenine kapılmışken Kaşkaylara sığınan iki Alman ajanı ile yeni bir serüven başlıyor. Alper Aksoy ikinci serüveni o kadar başarılı anlatıyor ki Husrev-Elvan aşkı unutuluveriyor. Zamana dayanıklı bir eser Kutlu Töre. Galip ERDEM *** Başarılı tabiat tasvirleri Kutlu Töre'nin en dikkate değer özelliklerinden biridir. Kadına verdiği önem ile Türk toplum hayatını doğru bir şekilde yansıtmaktadır Umay Günay *** Kutlu Töre Gökçe Ana, Gündüz Han, Husrev, Konurbay, Çalık Ozan, Çalıbay gibi akılda kalıcı sivri tipleri işlemesine rağmen bir tipler romanı değildir. Kaşkayların törelerini çiğnememek uğruna Acemlere ve İngizlere karşı verdiği kanlı direnişe rağmen bir serüven romanı da değildir. Romanın bütün karakterleri kaynaşmış bir toplumun parçalarıdır… Kutlu Töre bu bakımdan milli romanın başarılı bir örneğidir. Necmettin TÜRİNAY
23,75  17,20 
1944 Irkçılık Turancılık davası, dönemin hükümeti tarafından Ruslara şirin görünmek amacıyla Nazilerle yürüttükleri kendi faaliyetlerini gizleyip, yapılanların sorumluluğunu bir grup Türkçü aydının üzerine yıkmak ve Türkçülüğü lanetlemek için açılmış bir davadır. Bu dava, aynı zamanda Türk olmayanların ve yabancı hayranı hümanistler ile komünistlerin, Türkçülere karşı nefret ve hırslarını ortaya döktükleri bir davadır! Bu dava, Türkçülüğü ve Türkçüleri Türk Devletinden tasfiye etme çabasıdır. Dava oyununun sorumluları Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, Ulus Başyazarı Falih Rıfkı Atay ve Ankara Valisi Nevzat Tandoğan ile Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'dür. Amacımız gerçeklerin ve tarihin ortaya çıkmasıdır! Ülkümüz Türklüğün yaşaması ve yükselmesidir.
28,00  19,50 

Göktanrı’nın Kılıcı Attila

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Türk tarihi konusunda birçok araştırması yayınlanan Hüseyin Adıgüzel, bu kitabında Büyük Hun Hakanı Attila'nın yaşamını ve Hunların Avrupa'daki mücadelelerini anlatıyor. Türkleri egemenliği altında birleştirip batıya yaptığı akınlarla Avrupa'yı titreten ve bu sebeple kendisine “Tanrı'nın Kırbacı” adı verilen Büyük Hun Hakanı Attila'nın hayatını okurken, Batı'nın bilinçaltındaki “Türk korkusu”nun sebeplerini daha iyi göreceksiniz. “Göktanrı'nın Kılıcı” Büyük Hun İmparatoru Attila'nın hayatını ve Batı Hunlarının tarihini roman tadında okuyuculara sunuyor.
20,00  15,00 

Kök Tengri’nin Çocukları

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Türkler Esir düştüler, savaştılar, barıştılar Uzak Asyadan Akdenize kadar uçsuz bucaksız bir coğrafyaya yayıldılar. Devletler kurdular, devletler yıktılar. Çine aman vermediler. Birçok farklı isimle anıldılar, farklı dinlere inandılar. Çok büyük bir medeniyet yarattılar. Başka medeniyetlerin yükselmesine katkıda bulundular. Hepsi de masmavi Gökyüzünün (Gök-Tanrının) altında buluştular. Türkler kimdir? Nereden gelirler? Hangi dinlere inanırlar? Tarihleri ne zaman başlar? Nasıl teşkilatlandılar? Ve en önemlisi nasıl bu kadar başarılı oldular? Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, bu kitabında yukarıdaki soruların ışığında Orta Asyadan Avrupaya kadar yayılan Türklerin İslamiyet öncesi tarihlerini bütüncül bir şekilde okuyucuya sunuyor. Karmaşık gibi görünen bir tarihi yalın şekilde anlatan, örneği az rastlanır bir çalışma…
27,00  18,90 

Köl Tigin Ünlemesi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Dediler göverir mi, nâra boğdurmuş boğaç; Göverir mi yumruğu, yağı döşünde toğaç? Kam bendirinde ateş, toprak, demir, su, ağaç, Gök Bodun erli kızlı yaslandı mı dediler; Saçaklı kurt başlı tuğ, hislendi mi dediler. Aygır budu, koç boynu ölü yeri aşında, Elçiler bun eyledi, algış odu başında. Yiğit kişi Köl Tigin, kırk yedinci yaşında, Gök Bodun erli kızlı yaslandı mı dediler; Varıp, Altun Dağı’na yaslandı mı dediler. Al kımız sagraklandı, ala paça hüzünden, Feleğin başa çatan zor uğraşı yüzünden. Geri dönmez mi diye bağdaş kuran sözünden, Gök Bodun erli kızlı yaslandı mı dediler; Yoksa keçe üstünde seslendi mi dediler. Kut vermiş, ıduklamış, üstün kılmış yücede, Gök Tanrı’nın yanında, ulaşılmaz nicede, Bir ağız soluklanıp, yunulduğu gecede, Gök Bodun erli kızlı yaslandı mı dediler; Pusatlar kaldığıyla paslandı mı dediler. Er gider, salık salar, kara kara baş kalır, Evinde, evdeşinde buğul yunak yaş kalır, Betik taş itgüçiden öğütlenmiş taş kalır, Gök Bodun erli kızlı yaslandı mı dediler; Bengü taş Köl Tigin’le süslendi mi dediler.
8,00  6,10 

Cengiz Han’a Küsen Bulut

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Yazar bu eserinde sosyalist rejime, daha önce yazdıklarından daha sert eleştiriler yöneltir. Bu roman aslında yıllarca rejimin her katında bulunmuş birinin görgü şahitliği yapmasından başka bir şey değildir. Totaliter, baskıcı kafa yapısını bütün çelişkileriyle gözler önüne serer. Devletin çıkarlarından daha önemli ne olabilirdi? Bazıları insan hayatının önemli olduğunu sanıyorlardı… Ne laf ya! Devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. Yakılacak insan olmazsa soba söner. Sönen, yanmayan sobanın da hiçbir yararı yoktur. Ama öte yandan bu insanlar devlet olmadan yaşayamazlar: Sobayı tutuşturan, yakan onlardır. Sobayı yanar tutmakla görevli olanlar da ona yakıt temin etmeliydiler. İnsanın temel meselelerini, aşkını, hasretini, düşüncelerini kısacası insanı anlattı Cengiz Aytmatov. Kökü Manastı. Gelenekten geleceğe uzanıyordu düşünceleriyle. Yepyeni ufuklara açılıyordu. Çocukluğunda dinlediği masallar, gençliğinde hasret ve hüzünle eşlik ettiği şarkılar, ozanların yaktığı türküler dünya görüşünün temelini oluşturdu. İnsanların gönlünü kazandı eserleriyle. Dünyanın dört bir tarafında okundu. O, yazılmamış bir tarihin dilini keşfederek sadece insanları ve tabiatı değil, insanın ve tabiatın hâllerini bu dille anlatıyor eserlerinde. Okuyucuyu çeken de onun bu özgün kurgusu ve üslubu oluyor.
7,00  5,20 

Gaspıralı İsmail

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Gaspıralı, Türk Milleti'nin bir bütün olduğuna inanıyordu. Coğrafi ayrılıkları ve lehçeyi bu bütünün önünde bir engel olarak görmüyordu. Bu düşüncesinde dile büyük bir önem veriyor, sade bir Türkçe ile konuşup yazmanın bu bütünlüğü sağlamada önemli bir adım olacağına inanıyordu. Dil konusunda gösterdiği özverili çabaları eğitim konusunda da gösteren Gaspıralı İsmail, ilk okulunu, 1884 yılında Bahçesaray'da açmıştır. Yeni bir yöntemle okumayı ve yazmayı kısa zamanda öğreten okulların sayısı gittikçe artmış, 10 yıl içinde bu yöntemle eğitim veren 100 kadar okulun açılmasına öncülük etmiştir. Araştırmacılara göre, bu rakam daha sonra 5 bine kadar ulaşmıştır. Fikirleri, çıkardığı Tercüman Gazetesi aracılığıyla, Kafkasya, Kazan, Sibirya, Türkistan, Çin, İran ve Mısır'da tanınan Gaspıralı, 1907'de, Kahire'de bir İslam Kongresi toplayabilmek için büyük çaba sarf etmiş,1910'da ise Hindistan'a giderek Bombay'daki Encümen-i İslamiye'nin toplantılarına katılarak görüşlerini anlatmıştır. Türk Dünyası'nın gördüğü ender zeki ve idealist şahsiyetlerden birisi olan Gaspıralı İsmail, sadece Rusya Türkleri'nin değil, bütün Müslümanlar'ın meseleleriyle yakından ilgilenmiştir. Bu kitap, Çarlık Rusyasının Türk halkını eğitimsizliğe ve geriliğe sürükleyen politikalarına karşı siyasi mücadelenin ve toplumsal bir bilincinin oluşturulmasının da öyküsü aslında. Gaspıralı İsmail ile ortaya konulan fikirler, bir dönemin kırılmasını da yansıtması açısından tarihe ışık tutuyor.
9,50  6,60 

Uluğbey’in Hazinesi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Yakubov’un başeseri “Uluğbey’in Hazinesi”ne ise sadece Özbek dilinin değil tüm Türk dilinin en önemli romanı diyebiliriz. Uluğbey Timur’un torunu ve Semerkand’ın hakimidir. Ama hükümdarlığı ile değil bilim adamlığı ile bilinir. Astronomi alanında çağının en büyük dehasıdır ve Ay’daki kraterlerden birine adı verilmiştir. “Uluğbey’in Hazinesi” Uluğ Bey ve dönemini anlatan ve tümüyle gerçeklere bağlı kalınarak yazılmış bir tarihi roman. Bu romanda kendisini bilime adayan bir hükümdarı ve bilim ile din adamları arasındaki kavgayı görecek, Nakşi tarikatının hışmını üzerine çeken alim bir hükümdarla gerici güçlerin kavgasına şahit olacaksınız. Semerkand’da bir rasathane kuran Uluğbey ve “manevi oğlu” büyük astronomi bilgini Ali Kuşçu, çağlar sonrasına bir hazine bırakmak zorundadırlar. Hazineyi saklama mücadelesinde Ali Kuşçu ile birlikte zindana atılacak, kellenizin üzerinde kılıç sallanırken “dünya dönüyor” diyecek, kimi zaman çok zorlanacak ve yılgınlığa kapılacak ama kendinizi hep direnmek ve hazineyi korumak zorunda hissedeceksiniz… “Uluğbey’in Hazinesi” ileri ile gerinin, bilim ile tarikatçıların, iyilerle kötülerin, devrimcilerle döneklerin, yoksullarla zenginlerin, aşıklarla zorbaların büyük hesaplaşmasının sarsıcı romanı. Bu başyapıtı bir hazine gibi saklayacaksınız.
32,00  22,50 

Türklerin Tarihi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Koca bir kavmin binlerce kilometreyi üç asır içinde geçtiğini düşünün… Bu, dünyayı değiştirmez de ne yapar? İşte Türkler dünyayı böyle değiştirdi. Bu sebeple, bizim hayalî bir tarih ve kahramanlar üretmeye değil, yalnızca doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var…”
22,50  15,70 

Kutlu Dağlar Ülkesi – Göktürkler

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Ben bir yüce dağ idim, yıkıldım. Yuvarlanıp düştü taşlarım. Ben bir kayın ağacıydım. Soysuz rüzgârlar yapraklarımı uçurdu. Girdabında boğuldum yokluğun. Öyle bir yol idim ki kervanlar sığmaz idi. Şimdi inceldim, yok oldum. Ağır yük altında ezildim. Kervan olup yola çıksam, başımı çekecek devem yok. Dipsiz kuyulara, zindanlara atıldım. Ağlayacak kimsem yok. Kılıcım yok savaşmaya. Kalkanım yok gizlemeye göğsümü. Konuşamadım, çünkü kopardılar dilimi. Öldüm, kuzgunlar yediler leşimi. Önce ölümü gösterdiler, sonra sudan çıkarıp ateşe attılar beni. Diri iken toprağın altına girdim.” Tarihin her döneminde büyük devlet olmayı başarmış bir milletin kendi adıyla kurduğu medeniyet yolculuğunun destansı öyküsü Kutlu Dağlar Ülkesi. Roman, Ergenekon'dan çıkarak Kore'den Karadeniz'e kadar uzanan bir devlet kuran ve yüzlerce farklı kabileyi aynı ruh, duygu ve düşünce birliği altında birleştiren Göktürkleri anlatıyor. İçinde barındırdığı kahramanlık destanları, aşk, trajedi ve ihanetlerle de günümüze çok şey taşıyor. Türk Kağanlığı kuruluşundan itibaren ortak amaç, töre, dil ve kültür unsurlarını sağlam ve adaletli bir yönetim anlayışıyla kaynaştırarak Orta Asya kavimlerinin tamamının birlik olmasını sağlamıştır. Bumin, İstemi ve Erkin Kağanlar zamanında yükselen erdemler, Çinli prenseslerin işvelerine ve casusların hilelerine kanarak ihanete sürüklenen ve hata yapan yöneticilerin elinde halk ve devletle beraber çöküşe geçer. Savaş meydanlarında Türkleri yenemeyen Çinliler, aralarına nifak tohumları saçarak onları kolayca yıkabilmektedir. Mustafa Çevik'in şiirsel diliyle zaman duygusunun Türk atlılarının ayakları altında kaybolmasına tanıklık edecek; kahramanlık, aşk, gurur, zafer, acı ve ihanetlerle dolu Orta Asya Bozkırları'nda kendinizi Bumin ve İstemi Kağanlarla birlikte at koştururken bulacaksınız.
15,00  11,20 
Kitabımızın ikinci baskısı, Orhun Yazıtları ile ilgili bazı güncel bilgilerin eklenmesi ve sizlerden gelen dönütler dikkate alınarak Göktürk yazısıyla ilgili alıştırmaların zenginleştirilmesi ile sizlere sunulmaktadır. Bu çalışma, Türk dilinin tarihî gelişimini aydınlatmada önemli bir rol üstlenen Göktürk harfli yazıtların tanıtılmasını, yazıtlarda kullanılan dilin bir yazı sistemi olarak öğretilmesini ve Orhun Türkçesi adını verdiğimiz, Göktürkler çağında kullanılan dilin ses ve biçim açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Eserde konular çok ayrıntılarına inilmeden, en temel düzeyde öğrenmeyi esas alacak biçimde oluşturulmuştur. Bu anlamda işlevsel bir el kitabı niteliğinde hazırlanan çalışmamızda, özellikle Göktürk yazısının uygulamalı öğretimine ağırlık verilmiştir.
16,00  12,60 

Boz Kurdun Balaları

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
ahyr Nyyazy Yyldyrym halkyn mertlik, millet söyerlik,watanperwerlik, batyrlyk däplerini örän näzik, inçe,eziz owaz bilen bermegi başardy. Şona görä onun goşgulary dine yigriminji asyrda däl-de,eysem bir näçeasyrlap aydylyp gelin yänklassyk aydymlar yalyeşidilyär.r. Şahyrbu sarsmaz millilik duygulary üçin azar barynyhem çekdi. Emma ony yolundan dönderip bilen güyç tapylmady. Nyyazy Yyldyrym Gençosmanogly henizylym tarapyndan doly barlanmadyk – işlenmedik Türkçülik–Türkmençilik däplerini halkyn unutmazlygy üçin, o beyik däpleri gelejek nesillerinem dowam etdirme giüçin jan çekdi.Ona yalnyş düşünilen halatlary hem az bolmady. Emmaşahyr öz milletine guwanmaga, özgahrymançylykly geçmişini yatlamaga haklydy. Häzirki döwürde N.Y.Gençosmanoglynyn şeylemeşhurlygynyn ilkinji sebäbi–onun milliduygulary belent–belent owaz bilen beripbilenligindedir. Bu şahyryn örän inçe şahyrlyk sungaty,gadymyOguz dilinin şirinliginden ussat peydalanyşy hakda–da köp zat aytsa bolardy.
7,00  5,40 

1–24 / 133 sonuç gösteriliyor