Türk Betik

  • 5.00 5.00 rating from 1 review

Orta Asya Türk Tarihi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Hiçbir milletin tarihini Türkler olmadan yazamazsınız. Bunun sebebi de, Türklerin dünyanın pek çok coğrafyasına dağılmasını ve başka milletlerin tarihlerini etkilemesidir. V. V. Barthold Verilecek derslerden maksat, sizlere Türk kavimlerinin tarihi hakkında Rus ve Avrupa ilimlerinin elde ettiği neticeleri ?bana verilen ders saatlerinin müsaadesi nispetinde? tanıtmaktır. Lâkin bu neticelerin pek zengin olmadığını ve buna ilişkin birçok meselelerin henüz tamamen hallolunamadığını göreceksiniz. Bunun sebebi Türk tarihini ilk kaynaklardan öğrenebilmenin zorluğu ve bir şahısta bir arada bulunması müşkül olan çeşitli ilim dallarını ve lisanları bilmenin gerekliliğidir. … Bir kavim veyahut bir ülkenin tarihinin belirli bir devri hakkında oldukça ayrıntılı bilgilere sahip olduğumuz halde aynı kavim veya ülkenin o belirli devirden önce veya sonra nasıl bir hayat geçirdiği hakkında ekseriya herhangi bir kaynakta mevcut birkaç kelime ile yetinmek mecburiyetindeyiz. Hâlbuki bir kavim veya ülkenin aşama aşama oluşan tarihî olaylarını layıkıyla öğrenmek için o kavmin tarihindeki her safhayı iyice görmek imkânına sahip olmalıyız.
18,00  14,50 

Orhun Abideleri

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Orhun Abideleri”; Türk medeniyetinin, kültürünün, tarihinin tek kelimeyle Türk Varlığının şaheser vesikesi. Merhum Profesör Muharrem Ergin´in bu şahesere lâyık çalışması ile bu kitap elinize ulaşmış oluyor. Prof. Ergin´in kıymetli talebesi Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya kitabı elden geçirdi, öğrencilere en uygun şekilde yeniden dizdirdi, renkli sayfalar ve fotoğraflar ilâve edildi.
14,00  11,00 

Nevruz: Türk Ergenekon Bayramı

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Nevruz üzerine dünyada ve Türkiye'de yapılan en kapsamlı çalışma. Türk tarihçilerinin en önemli isimlerinden ve Kültür eski Bakanlarından Prof. Dr. Abdulhalûk Çay 500'den fazla kitabı tarayarak, 1040 dipnot ile, Avrupa ve Ortadoğu dillerindeki konuyla ilgili tüm eserlere başvurarak Nevruz üzerine bir kaynak kitap ve aynı zamanda bir başyapıt ortaya çıkardı. Siyasi tartışmaların ötesine çıkarak Nevruz'un kökeni, tarihi, gelenekleri üzerine bilimsel gerçekler bu kitapla günyüzüne çıkmış oluyor.
30,00  21,75 
Bu eserin hazırlanış gayesi Asım Usun 11 Ekim 1956 tarihli Mustafa Kemale atfettiği şu sözlerin cevabını bulmaktan ibarettir. İstiklal tarihinin başı ve başlangıcı olmak üzere benim İstanbuldaki faaliyet ve temaslarım henüz herkesçe malum değildir. Bu hassas dönemi inceleyenler yapmış oldukları kıymetli araştırmalarda bazı noktaları eksik bırakmışlar, bu durum ise Mustafa Kemal Paşanın Anadoluya geçmesinin sebep ve sonuçları hususunda hâlâ tartışmaların devam etmesine neden olmuştur. Mustafa Kemal Paşanın niçin ve hangi şartlarda Anadoluya çıktığı sorusunun cevabını o günlerin tarihi hadiseleri içinde aramak tarihi gerçeklik adına takip edilmesi gereken resmi tarih, Alternatif tarih veya öteki tarih gibi isimlendirmelerden kaçınarak tartışılan hadiselerin belgelerini ortaya koymak suretiyle okuyucuyu ve zamanı mutlak hakem tayin edebilmektir. Daha önce yazılan makaleleri bir araya getirerek yeni bir yöntemle ortaya koymaya çalıştığımız bu eserde; mütareke sürecinde Mustafa Kemal Paşanın İstanbulda nasıl bir yol takip ettiğini her yönüyle incelemek ve onun Anadoluya geçişinde rol oynayan faktörleri tek tek tespit etmek amaçlanmıştır. Bunu yaparken 90 yıldır telif, tetkik ve hatıra türü eserlerde sürdürülen Sultan Vahideddin-Mustafa Kemal Paşa kavgasına tarihi gerçeklik odına cevap verilmeye çalışılmıştır. Olaylara bakış açımız sebep-sonuç ilişkisiyle ele alınmış,böylece sadece hikâye olmaktan çıkaracağımız tarihi meseleler okuyucuya belgelenmiş bir şekilde ve inkârı mümkün olmayan delillerle sunulmuştur. Bütün bunları yaparken sadece eskiyi ihya etme gayreti içinde olmadığımız gibi, yeni dönemin oluşumundaki sancılar ve sıkıntılar da gözlem altına alınmıştır. Tarihi olayların değerlendirilmesinde sadece kişilere bağlı kalınmamış ve böylece vakanüvislerin sıkça yaptıkları değer yanılgılarına düşülmemeye çalışılmıştır.
24,00  19,00 
Türk milletinin Tanzimattan itibaren görmeyi arzuladığı yeni insan tipini Atatürk'ün şahsında bulması onun gerçekleştirdiği Türk aydınlanmasıyla da yakından ilgilidir. O hâlde bu büyük değişimi anlayabilmek öncelikle onun kısa ancak olağanüstü olaylarla dolu hayat hikâyesini öğrenmekle mümkündür. Mustafa Kemal Atatürk, bütün bu özellikleriyle yirminci yüzyılı olağanüstü kişiliği ile etkilemiş büyük bir asker ve devlet adamıdır. Onun olağanüstü kişisel meziyetleri Türk milletini hapsolduğu karanlıklardan ve belki de yok olmak tehlikesinden kurtarmış, Türk milletini istiklale kavuşturarak çağdaş dünyanın medenî ülkeleri arasına dâhil etmiştir. Şüphesizdir ki, Atatürk'ü iyi anlamak onun çağdaş Türkiye'nin temellerini atarken hangi dinamikler ile hareket ettiğini ve cumhuriyetin hangi temel esaslar üzerine bina edildiğini de ortaya koymak bakımından büyük önem taşımaktadır. Cumhuriyet tarihimizin hangi döneminde olursa olsun, Atatürk'ün hayatı, cumhuriyetin kuruluşunu, bugününü ve yarınını anlamak isteyen herkesin vakıf olması zarurî olan bir süreç olacaktır.
31,00  22,50 
19. yüzyıl başlarından itibaren yükselen milliyetçilik, millet, milli devlet kavramları asrımızda da güncelliğini koruyan tartışma konularıdır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde etnik ve milli temele sorunların kendisini sık sık göstermesi, zaman zaman silahlı çatışmalara sebep olması bu kavramlar etrafındaki tartışma ve çözüm arayışlarının daha uzun müddet devam edeceğini göstermektedir.
11,00  8,00 
15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'in haksız yere Yunanlılar tarafından işgal edilmesi, başta İstanbul olmak üzere pek çok şehir ve kasabada protesto mitinglerinin yapılmasına zemin hazırlamıştır. Bu mitinglerde alınan kararlar ve protesto metinleri incelendiğinde pek çok yönden benzerliklerin olduğu göze çarpar. Anadolu'nun her köşesinde icra edilen mitinglerde, Türkler, seslerini hem kendi ülkelerine hem de cihana duyurmak istemişlerdir. İdam fermam imzalanmış, kolu kanadı kırılmış, ordusu ve donanması dağıtılmış, vatan toprakları yer yer işgale uğramış bir devletin hâkim ve asli unsurunu oluşturan Türkler, pasif direniş tedbiri olarak adlandırılabilecek mitinglerle işgallere duydukları tepkileri dile getirmişlerdir. Mitingler, kuva-yı milliye yanlısı aydınların yönlendirmeleriyle gerçekleştirilmiştir. İstanbul'da ve Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yapılan mitingler, halkın Türk milliyetçiliği duygusu ile bütünleşerek kuva-yı milliye etrafında kenetlenmesini sağlamıştır. Bu mitinglerle birlikte milli duygular doruğa çıkarılmış, millî ruh ve heyecan basın yayın organlarıyla kitlelere maledilmiş; netice itibariyle yurt sathında kısa sürede kuva-yı milliye hareketi yayılıp güçlenmiştir. Milli Mücadele döneminde duygu, düşünce ve fikir birliğini sağlamayı hedefleyen mitingler, içerik bakımından ortak noktaların farklı mekânlarda dile getirildiği önemli toplantılar olmuştur. Bu mitinglerde dile getirilin ifadeler edebî açıdan incelendiğinde, bir milletin şahlanışı, yeniden dirilişi karşımıza çıkar. Fakat bugüne kadar yazılmış olan tarih kitaplarında, Milli Mücadele dönemi anlatılırken, ne yazık ki Türk milletinin duygularının tercümanı olan mitinglere pek yer verilmemiştir. Bu kitapta, İstanbul Üniversitesi'nde işgale tepki gösteren aydın öğretim üyeleri yanında Türklüğü ile gurur duyan kız-erkek üniversite gençliğinin cihana haykırışlarını duyacak, bir yok oluşun eşiğinde iken ümitsizliğin, karamsarlığın ortadan kaldırılışı ve kurtuluşa uzanan sürecin hikâyesini bulacaksınız.
12,00  8,60 
İçinde bulunduğumuz dönemde millet olarak oldukça zor ve bir o kadar da çetrefilli bir yoldan geçmekteyiz. İncelediğimiz zaman gördük ki, millet olarak bu zor dönem de yol gösterici birini arıyoruz. Bu bağlamda ismi ön plana çıkan lider ise, haklı olarak Mustafa Kemal Paşadır. Yediden yetmişe her kiminle konuşsanız, ah keşke şimdi Mustafa Kemal olsaydı demektedir. Bu düşüncelerden esinlenerek Mustafa Kemal duru¬şunu ortaya koymaya çalıştık. Eserimiz bir giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Girişte; Mustafa Kemal Paşanın doğumu ve ailesi ana hatları ile incelenmiştir. Birinci bölümde; Olgunlaşma dönemi, Mütarekeye karşı ortaya çıkan tavır, güney cephesini bırakma sebepleri ve İstanbulda ortaya konulan ilk tepkiler aktarılmıştır. İkinci Bölümde; Samsuna çıkmasıyla beraber aktif olarak milletin içinden onların duygularını nasıl aktardığı, genelgeler ve kongrelerle bir başkaldırının nasıl meydana geldiği anlatılmıştır. Üçüncü Bölümde; Kurtuluş savaşı dönemi, mütareke ve anlaşma döneminde Mustafa Kemal duruşu aktarılmıştır.ında
21,00  15,30 
Köklü bir destancılık geleneğinin ürünü olan ve seksenden fazla varyantıyla dünyanın üç büyük destanı arasında anılan Manas Destanı, hacmine paralel olarak zengin bir tip kategorisini de bünyesinda barındırmaktadır. Bu çalışmada Manas Destanı'ndaki tipler çeşitli açılardan incelenmiş, destanda yer alan bu tipler olay örgüsü içerisinde üstlendikleri işlevler göz önünde bulundurularak sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma yapılırken öncelikle merkeze Manas alınarak onun epik biyografisi etrafındaki birincil tipler (aile, danışmanlar, kırk yiğit, baş düşmanlar) ile ikincil tipler işlevlerine ve temsil ettikleri değerlere göre incelenmiştir. İdeal, inanç, gelenek, ritüel ve değerler gibi olgular, icracılar tarafından folklorun kendine özgü yasaları dahilinde, merkezi kahraman aracılığıyla aktarılır. Merkezi kahraman ve diğer kahramanlar; destanların olay örgüsü içerisinde, toplumsal değerleri ve karşı değerleri temsil etme gibi birçok boyutu olan işlevlerle donatılmıştır. Özellikle sözlü kültür döneminde kültürel belleğin aktarımında etkin bir işleve sahip destan türünün önemli örneklerinden biri olan Manas Destanı bu bağlamda çözümlenerek bir incelemeye tabi tutulmuştur.
16,00  11,60 

Kutlu Töre

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Yıl 1943… İran… Kaşkaylar denen bir Türk aşireti var İranda. Sayıları dört yüz bindir. Kışları Basra Körfezi kuzeylerinde, yazları Elburz Dağlarında olur yaylakları. Bu roman onları anlatmaktadır Alper AKSOY *** “Kutlu Töre, Nihal ATSIZ'ın Bozkurtlar romanının 20. yüzyıl versiyonu adeta. Kaşkay Aşireti'nin töre uğruna verdiği soylu mücadelenin destanı. Kaşkay genci Husrev'le Acem kızı Elvan'ın aşkı Romanın ilk bölümlerine damgasını vuruyor. Okuyucu bu aşk serüvenine kapılmışken Kaşkaylara sığınan iki Alman ajanı ile yeni bir serüven başlıyor. Alper Aksoy ikinci serüveni o kadar başarılı anlatıyor ki Husrev-Elvan aşkı unutuluveriyor. Zamana dayanıklı bir eser Kutlu Töre. Galip ERDEM *** Başarılı tabiat tasvirleri Kutlu Töre'nin en dikkate değer özelliklerinden biridir. Kadına verdiği önem ile Türk toplum hayatını doğru bir şekilde yansıtmaktadır Umay Günay *** Kutlu Töre Gökçe Ana, Gündüz Han, Husrev, Konurbay, Çalık Ozan, Çalıbay gibi akılda kalıcı sivri tipleri işlemesine rağmen bir tipler romanı değildir. Kaşkayların törelerini çiğnememek uğruna Acemlere ve İngizlere karşı verdiği kanlı direnişe rağmen bir serüven romanı da değildir. Romanın bütün karakterleri kaynaşmış bir toplumun parçalarıdır… Kutlu Töre bu bakımdan milli romanın başarılı bir örneğidir. Necmettin TÜRİNAY
23,75  17,20 

Kutlu Dağlar Ülkesi – Göktürkler

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Ben bir yüce dağ idim, yıkıldım. Yuvarlanıp düştü taşlarım. Ben bir kayın ağacıydım. Soysuz rüzgârlar yapraklarımı uçurdu. Girdabında boğuldum yokluğun. Öyle bir yol idim ki kervanlar sığmaz idi. Şimdi inceldim, yok oldum. Ağır yük altında ezildim. Kervan olup yola çıksam, başımı çekecek devem yok. Dipsiz kuyulara, zindanlara atıldım. Ağlayacak kimsem yok. Kılıcım yok savaşmaya. Kalkanım yok gizlemeye göğsümü. Konuşamadım, çünkü kopardılar dilimi. Öldüm, kuzgunlar yediler leşimi. Önce ölümü gösterdiler, sonra sudan çıkarıp ateşe attılar beni. Diri iken toprağın altına girdim.” Tarihin her döneminde büyük devlet olmayı başarmış bir milletin kendi adıyla kurduğu medeniyet yolculuğunun destansı öyküsü Kutlu Dağlar Ülkesi. Roman, Ergenekon'dan çıkarak Kore'den Karadeniz'e kadar uzanan bir devlet kuran ve yüzlerce farklı kabileyi aynı ruh, duygu ve düşünce birliği altında birleştiren Göktürkleri anlatıyor. İçinde barındırdığı kahramanlık destanları, aşk, trajedi ve ihanetlerle de günümüze çok şey taşıyor. Türk Kağanlığı kuruluşundan itibaren ortak amaç, töre, dil ve kültür unsurlarını sağlam ve adaletli bir yönetim anlayışıyla kaynaştırarak Orta Asya kavimlerinin tamamının birlik olmasını sağlamıştır. Bumin, İstemi ve Erkin Kağanlar zamanında yükselen erdemler, Çinli prenseslerin işvelerine ve casusların hilelerine kanarak ihanete sürüklenen ve hata yapan yöneticilerin elinde halk ve devletle beraber çöküşe geçer. Savaş meydanlarında Türkleri yenemeyen Çinliler, aralarına nifak tohumları saçarak onları kolayca yıkabilmektedir. Mustafa Çevik'in şiirsel diliyle zaman duygusunun Türk atlılarının ayakları altında kaybolmasına tanıklık edecek; kahramanlık, aşk, gurur, zafer, acı ve ihanetlerle dolu Orta Asya Bozkırları'nda kendinizi Bumin ve İstemi Kağanlarla birlikte at koştururken bulacaksınız.
15,00  11,20 

Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Toplum önderlerinin asli vazifesi tarihi ve klasik değerleri bir başvuru kaynağı olarak gündemde tutmak; karşılaşılan problemlere çözüm geliştirirken bu kaynakların da söz sahibi olacağı çağdaş, realist, bizden sonuçlara kapı aralamak olmalıdır. Kültür, içinde bulunduğumuz genel hayatın dengelerine göre güncellenmezse antikaya döner ve fonksiyonsuzlaşır. Bugün eğer Kut; bayram tebriklerinin beylik kelimesine, Töre; arabesk gazete manşetlerinin lanetli sözüne dönmüşse, orada Töre bozulmuş, Kut kuşağı gevşemiştir! Umulur ki; kaynağa itibar ederek yön tayinine çalışan ihtiyaç sahipleri bu kitap bir güncellemeyi başlatır.
16,20  11,00