Türk Betik

  • 5.00 5.00 rating from 1 review

Sömürülen Vatan Türkistan

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
1940 yılında Doğu Türkistan'ın Manas ilçesinin Alankı yaylasında dünyaya geldi. Büyükdedesi Baytik, Kuzeydoğu, Kazakistan'ın (Caysan, Sarıterek, Kendirlik, Kögeday ve havalisi) Çarlık Rusyası'nın Bolısı (Mutasarrıf) idi. Dedesi Muhammed Can, alim ve molla idi. Babası Kaynaş, Manas Emniyet Müdürü olup, 1949 yılının sonlarında Doğu Türkistan'ı Kızıl Çinliler'in işgal etmesi üzerine Türkiye'ye göç etmiştir. Tahsil hayatını Türkiye'de tamamlayan Gayretullah, Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu kurucu, Aydınlar Ocağı İstişare ve Bilim Kurulu, Türkiye Yazarlar Birliği, Kazakistan Yazarlar Birliği üyesidir. Türk Göçmen Mülteci Dernekleri Federasyonu Doğu Türkistan Temsilcisi, federasyonun yayın organı Türk Yurdu Dergisi teknik sekreteri ,Ord. Prof. Z.V.Togan'ın başkanlığındaki Türkistan Doğu Türk illeri Derneği'nin Yönetim Kurulu Üyesidir. Doğu Türkistan Dergisi genel yayın yönetmenliği yaptı. Doğu Türkistan Göçmenler Derneği üyesidir. Sovyetler Birliği'nin yıkılması ile Türk Cumhuriyetler'deki ticari ve kültürel faaliyetleri yakından takip etmiş, işadamlarımızın bu bölgelerde ticari bağlantılar kurmalarına ön ayak olarak Türkiye ekonomisine katkıda bulunmuştur. Moskova, Taşkent, Alma-Ata ve Bişkek'te düzenlenen milletlerarası ekonomik, kültürel ve dış ticaret konferanslarına katılmış, DEİK'in faaliyetlerinde bizzat bulunmuştur. Almanya, ABD, Kazakistan ve Türkiye'de organize edilen sempozyum, panel, konferans, radyo ve televizyon gibi etkinliklere konuşmacı olarak katılmıştır. 14 Eylül 2004 tarihinde sürgünde kurulan Doğu Türkistan Hükümeti'nin Başbakan Yardımcısıdır. Evli, dört çocuk ve üç torun sahibidir.
20,00  15,00 

Sovyet Dönemi Türkmen Folkloru

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Üç bölümden oluşan bu kitap, Türkmenistan'dan getirilen orijinal kaynakların yanı sıra konuyla ilgili Türkiye'de ve yurt dışında yayımlanmış diğer kaynaklara dayanarak hazırlanmıştır. Bu kitapta, Sovyet döneminde “Türkmenistan Otonom SSC” olarak ilan edilen Türkmenistan'da Bolşevik rejim inşa edilirken foklorun etkili bir propaganda aracı olarak nasıl kullanıldığı, yüzyıllar boyu aynı topraklarda yaşayan Türkmenlerin folkloruna yapılan müdahalelerin ne yönde olduğu, Komünist Parti'nin burada kültür politikalarını nasıl uyguladığı ve ne tür sonuçlar elde ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır.
21,00  15,30 

Son Avarlı

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
6. yüzyılın ortalarında, Karadeniz'in kuzeyinden Avrupa'ya akan Avar ordusunda bir subay olan Yalaz'ın, Doğu Roma askerlerine insansız savaş arabalarıyla saldırmalarını, savaş sonrası ise ailesinin izini kaybederek onları ararken, Avar Kağanı Bay An'ın emriyle yeni savaşlara katılmasını, fetihlerini, aklın ve cesaretin, bilek güzüyle birleşmesinden büyük zaferler kazanılacağını su gibi akıp giden kelimelerle anlatan sarsıcı bir roman.
12,00  8,40 
Mondros Mütarekesi’nden Lozan Antlaşması’na kadar geçen süreç, siyasi ve hukuki açıdan incelenmiştir. Mondros Mütarekesi’nden başlanarak Lozan’a kadar geçen sürede verilen askerî mücadeleler ile birlikte siyasî teşebbüsler, millî bağımsızlığı sağlamak amacına mâtuf arayışlardır. Milli Mücadele'de, Sèvres'i ne pahasına olursa olsun kabul ettirmek isteyen kahir bir güç ile “ya istiklâl ya ölüm” diyen bir irade karşı karşıyadır. Hangi sebeple olursa olsun Türk vatanının işgal edilmesi kabul edilmemiş ve Mustafa Kemal'in yürüttüğü Kuva-yı Milliye Hareketi hiçbir işgalciye isteklerini gerçekleştirme fırsatı vermemiştir. Nihayet Lozan'da, yeni kurulan Türk Devleti'nin bağımsızlığıyla ilgili olduğu kadar Osmanlı Devleti'nin tasfiyesine müteallik meselelerin hallinde de “istiklâl-i tam” asıl amaç ve hedef olmuştur.
19,00  13,80 

Shaman

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Kapının çarpması ile sol kulağımda yine bir çınlama sesi başladı, çınlama sesi artık kulağımı rahatsız etmiyordu, şiddeti ise sanki çok net bir telefondan gelen polis sireni sesine beziyordu. Yere oturup sesi dinlemeye çalıştım, radyo cızırtıları da geçtikten sonra yine aynı sesleri duyuyordum “Albayı bul” diyordu, “Alba sana yardımcı olacak” diyordu birileri. Ses bir süre sonra aniden yok oldu.”> Kapının çarpması ile sol kulağımda yine bir çınlama sesi başladı, çınlama sesi artık kulağımı rahatsız etmiyordu, şiddeti ise sanki çok net bir telefondan gelen polis sireni sesine beziyordu. Yere oturup sesi dinlemeye çalıştım, radyo cızırtıları da geçtikten sonra yine aynı sesleri duyuyordum “Albayı bul” diyordu, “Alba sana yardımcı olacak” diyordu birileri. Ses bir süre sonra aniden yok oldu.
20,00  10,00 
Ülkemizin her zamankinden daha büyük ve karmaşık tehditlerle karşı karşıya bulunduğu bu çok zor süreçte; hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını ortaya koyan eser; her Türk evladının asgari ölçüde bilmesi gereken yüzden fazla konuyu akıcı bir şekilde sunmaktadır. Her konu, özüne uygun, Türk ve dünya edebiyatından uyarlanmış fıkralar, atasözü ve özdeyişlerle desteklenmiştir. Unutkan hafızaları tazelemeyi amaçlayan gazete manşetleri yoruma ihtiyaç duymayacak şekilde seçilmiştir. “Vatanı bölmek ve Türklüğü silmek” üzerine oynanan oyunların soylu Türk Gençliği tarafından bozulacağına dair mutlak bir inanç içerisinde yazılan bu eser; oyunları stratejik bir seviyede deşifre eden ve çözüm önerileri sunan bir üslup içerisinde kaleme alınmıştır. Sana son sözüm ey Türk evladı! Sen ölmedikçe vatan bölünmez. Ne demiş resulzade hele bir dinle! Bir defa yükselen bayrak bir daha inmez!…
24,00  17,50 
X. yüzyıldan itibaren topluca İslam dinine ve medeniyetine girmeye başlayan Türkler, yeni devletlerini içine girdikleri medeniyetin şartlarına ve ruhuna uygun şekilde kurdular. Onlar, temelde ve özde Türklük özelliklerini koruyarak, İslami yönetim tarzını benimsediler. Orta Asya'daki eski hayatlarından getirdikleri kurumların ve geleneklerin yanında Abbasiler ve Samaniler'den aldıkları kurumlara ve geleneklere de bünyelerinde yer verdiler. Kısaca söylemek gerekirse, onlar, Türk ile İslam kurumlarını ve geleneklerini birbiriyle birleştirip kaynaştırarak, yeni bir “Türk-İslam devleti tipi” yarattılar. Fakat, bu birleşme ve kaynaşma bir anda olmadı; uzun bir geçiş ve gelişme dönemini gerektirdi. Bu geçiş ve gelişme döneminin ilk siyasi teşekkülü, Karahanlılar Devleti olmuştur. Devlet yönetimi, ordu teşkilatı, sosyal hayat, sanat ve hukuk sistemi bakımından tamamen Türk olan bu devlet, dini açıdan İslamiyet'i temsil ediyordu. Karahanlılar, devlet hayatında zamanla İslami kurumlara ve geleneklere de yer vererek, Türk-İslam devletine doğru bir köprü vazifesi gördüler. Bundan sonra, Gaznelilerle devam eden gelişme, Selçuklular tarafından tamamlandı ve olgunluk safhasına ulaştırıldı.
16,00  11,50 

Sarı Paşa – İnsan Atatürk

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Atatürk'ün soyu, ailesi ve bunu doğuran kültür ortamı ortaya konulmalı ve insanlarımıza, özellikle de gençlerimize anlatılmalıdır. Yine çok ihmal edilen bir konu da onun insani boyutudur.Atatürk bizden biridir. Bu yönü ile de gençlerimize anlatılmalıdır.”Hayatta yegane fahrim Türk yaratılmamdır” diyerek Türklüğü ile övünen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, baba soyu itibarıyla, hem Anadolu'nun, hemde Rumeli'nin Türkleşmesinde büyük rol oynamış bulunan ve Karaman'dan Makedonya'ya göç ettirilen “Kızıl Oğuz Yörükleri/Türkmenleri”nden;anne soyu itibarıyla da Rumeli'nin Türkleşmesinde yine etkin rol oynamış bulunan ve göçtükleri Konya/Karaman yöresinden dolayı Rumeli'de “Konyarlar”olarak anılan Yörük/Türkmenlerdendir. Dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi'nin köyü”Kocacık”, bugünkü Makedonya Cumhuriyeti'nin Jupa Bölgesi'nde Debreşehrine bağlı, Türklerin yaşadığı bir köydür.
20,00  14,50 
“Rus-Türk Mücadelesi'nde Ahıska Türkleri” konusundaki bu çalışma günümüze kadar Ahıska bölgesindeki Türklüğün en eski yurtlarından biri olan Kafkas coğrafyasındaki stratejik önemi nedeniyle, büyük devletlerin mücadele alanı olmuş, bu bölgede yaşayan Ahıska Türkleri de kimliklerini ve bağımsızlığını korumak için mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Ahıska'da Türklüğün mücadelesine ışık tutan bu eserin büyük bir kısmı 20. yüzyılın başlarından günümüze kadar Ahıska Türklerinin çileli tarihini yansıtmaktadır.
29,00  21,10 
Osmanlı Devleti'nin nizam-ı âlem mefkuresinin önemli bir ayağını oluşturan Balkan ve orta Avrupa coğrafyası, bilindiği gibi uzun bir hakimiyet döneminin ardından önce tedricen, daha sonra I. Dünya savaşına müteakip tamamen terk edilecektir. Balkanlara ve orta Avrupaya ayak basmakla, yeni bir dünya barışının (paix Ottoman) kurucusu olan Osmanlı Devleti, Balkanlardan çekilirken, bölge için olduğu kadar, kendi için de günümüze kadar devam edegelen uluslararası bir kaos siyasetinin kurbanı olacaktır. Ancak, uluslararası siyâsî kavgaların dışında, Osmanlı Devleti hüküm ferma olduğu bu coğrafyada fetihlerden, idari yapılanmaya, kültürden, irfana, iktisattan, içtimaî yapıya kadar günümüz dünyasında tasnifi hâlâ tamamlanamamış muazzam bir tarih ve kültür bakiyesini de geride bırakır. Bu eser, Akdeniz'i bir içdeniz, Balkanları “Urumeli” adıyla vatanlaştıran Osmanlı Türk zihniyet manzumesini ihtiva eden, tarih ve kültür envanterini sunmakla, geleceğin bölge barışının tesisinde emsal bir kaynak olarak katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.
35,00  24,00 

Ötgen Künler

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Ötgen Künler” Türk Dünyası edebiyatında çok özel bir yer tutar. Türkistan romancılığının çıkış noktası olmasının dışında tam anlamıyla “ulusal kitap” özelliği kazanır. Roman yasaklanır, tüm nüshaları yok edilir, romanı bulunduranlar ise Sibirya'ya sürgüne gönderilir. Ama yine de gizli gizli çoğaltılır ve evlerde okunur. Baskıların en yoğun olduğu dönemlerde ise ezberlenir ve bu şekilde dilden dile dolaşır.
25,00  18,20 

Orta(daki) Asya Ülkeleri

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Orta Asya coğrafyasının pek çok yerinde, Atatürk´ün 29 Ekim 1933´te Çankaya Köşkü´ndeki bir kabulde söylediği şu sözlerin yoğun dağıtıma hazır çoğaltılmışıyla karşılaştım: ´Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostluğumuz idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür.
22,00  16,40