Türk Betik

  • 5.00 5.00 rating from 1 review

Türkmen Kızı

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Muhtemelen edebiyatımızın ilk köy romanı olan Türkmen Kızı okunduğunda bir Türk aşiretinin yaşayış kültürü ve kendine has kelime kadrosu XIX. asırda Osmanlı Devleti tarafından düze indirilme projesi ve Fırka-i Islahiyye’nin faaliyetleri aşiret Ve obalar arasındaki çatışmalar gibi pek çok konunun romana sızdığı farkedilecek. Kitabı bitirdiğinizde ise aklınızda kocaman bir soru işareti kalacak Erciş Dağı’nda ve Bingöl Yaylası’nda İlbeyliler yaşıyorşa bölgenin bin yıldır sahibi olduğunu iddia edenler o sırada neredeydi.
12,00  9,50 

Türklerin Tarihi – 2

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Türkler tarihin her safhasında görünen, tarihi inşa eden kavimlerden biridir. Bugünkü medeni dünyada hiçbir eski dünya kavmi ve ülke yoktur ki Türkler olmadan tarihini yazabilsin. Mutlaka, Türkleri ve Türk tarihini bilmek zorundadır ki kendi tarihini anlayabilsin.”
22,50  15,70 

Türklerin Tarihi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Koca bir kavmin binlerce kilometreyi üç asır içinde geçtiğini düşünün… Bu, dünyayı değiştirmez de ne yapar? İşte Türkler dünyayı böyle değiştirdi. Bu sebeple, bizim hayalî bir tarih ve kahramanlar üretmeye değil, yalnızca doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var…”
22,50  15,70 
Kültür ve toplum yapımızda, modern anlamda bir din tarihi şuuru ve perspektifi henüz tam anlamı ile yer almamış, doğal olarak da bir din tarihi metodolojisi gelişmemiştir. Dolayısıyla din alanında olan veya başka bir deyişle “evrensel” olanı birbirine karıştırma ve hepsini aynı kategoriye yerleştirme eğilimi, alışkanlığı ve hatta “hata”sı da bu şuur ve metodoloji noksanlığından kaynaklanmaktadır. Çok geniş bir coğrafyada, oldukça değişik kültürler,medeniyetler, toplumlar ve dünyanın büyük dinî sistemleri ile temasa geçmiş bulunan Türklerin dinî yaşayışları, son derece zengin bir tarih ve kültür mirasına sahip bulunmaktadır. Bu zengin tarihî ve dinî miras, bilimsel ve objektif bir tarihî perspektiften hareketle ele alınıp değerlendirildiğinde, bize millî ve kültürel varlığımız ve hayatımızın tarihî temellerini, gerçek boyutları içerisinde daha doğru bir biçimde aydınlatma imkânı sağlayacağı gibi,bugünkü hayatımız ve kültürümüze de zenginlik katacak, hatta değişen sosyo-kültürel şartlarda bir değişim sürecine maruz kalan buhranlara ve çatışmalara sahne olan toplumumuzun kültürel kimliğinin yeniden inşasına önemli katkılarda bulunacaktır.
30,00  22,50 

Türkiye’de Sol Hareketler

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Türkeye'nin son yüzelli yıllık tarihinin Sol cephesini ele alan bu eser, Jön Türklerle başlayan Batılılaşma maceramız 1. Dünya Savaşından madden olduğu kadar, manen de yenilgimizin trajik ifadesidir. Cemil Meriç'in tabiriyle; “Dev'in kulağına fısıldanan -sen hasta adamsın” telkinlerine kendini inandıran yaşlı “Dev”, artak “Dev” olmadığı inancıyla Batının öngördüğü her şeyi şifa kabul edecektir. Daha sonra bu konuda “Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi”, “Az Gelişmişlik Sürecinde Türkiye” adıyla kalın kalın reçeteler yazdırılır. Türk aydını Marksist sınıf tahlilini Marx'tan değil, Fransız Jean Jaures'ten öğrenir. Yenilmişliğin acısını kendi topraklarından ve kendi tarihinden kaçışta bulur. Kaçışta yani, yabancılaşmada. Belki de Türk sol tarihinin bugüne kadar yazılmayışının sırrı burada saklıdır. Bu çalışma, başlangıcından bugüne kadar uzanan Türk Sol hareketinin önderlerinden,bölünmelere, fraksiyon çatışmalarından, ihanetlere, teslimiyetten, işbirliğine kadar uzanan uzun bir hareketin tarihini göz önüne sermektedir. Son derece ilginç bilgiler ve belgeler içeren bu çalışma içinde Şefik Hüsnü Değmer'in Türkiye'yi ABD'ye şikayetinden, ünlü armatörün kızı Sevim Tarı'nın emniyetteki ifşaatlarına, Mihri Belli'nin Yunan İç savaşına katılmasından, 12 Mart'ta CIA ile kurduğu ilişkiye, Halil Berktay ve arkadaşlarının İbrahim Kaypakkaya hakkında verdikleri ölüm kararından, Sovyet Rusya'ya sığınan pek çok TKP militanının Stalin tarafından idam edilmesinde Nazım Hikmet'in itiraflarına, kişisel ihtiraslar uğruna Hikmet Kıvılcımlı'ya atılan iftiralardan, Sovyetlerin dağılması ardından Avrupa Birliği ve ABD ile işbirliğine giren TKP'nin son kadrolarının “Turuncu Devrim”in önderliğine kadar uzanan çok uzun bir hikaye. İşte bunun için diyorum ki, “Ne gülüyorsun, anlattığın senin hikayen.”
45,00  35,00 

Türkistan Milli Kurtuluş Hareketi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Dil, din ve tarihî geçmiş bağları ile birbirine sıkı sıkıya bağlı bu topluluklar kaynaşmak için bir önder bekliyorlardı. Enver Paşa kendisini bu iş için biçilmiş kaftan olarak görüyordu. Hemen faaliyete geçmek istedi. Enver Paşa'nın destanını anlayabilmek için içinde yaşadığı ortamı iyi bilmek gerekir. Doğuştan Türk olduğundan atalarının menşeini unutmamıştı. Bolşevikliğin iktidara gelişi ona, Moskova'ya silah zoru ile bağlı Türk soyundan gelen ülkelerin yakın bir gelecekte bağımsızlıklarına kavuşacakları ümidini vermişti. Tam bağımsızlığa kadar giden muhtariyetlerin gerçekleşmesi, komünist prensiplerine dil, din, soy, töre ve gelenek bakımından yabancı olan Orta Asya halklarını büyük bir sevince boğmuştu. Enver Paşa için “bağımsızlık” demek bütün yabancı etkilerden arınmak demekti. Moskova'daki yöneticiler her muhtar Devleti ayıran sınırları gösteren Sovyet Federasyonu haritasını gösterdiklerinde Enver Paşa'ya yapılan değişikliği gayet güzel bir şekilde açıklamışlardı, ama o, yerinde bu Devletlerin varlığını tahkik etmeye gittiğinde ülkeye ve ülkenin diline yabancı Rus memurlarının doldurduğu basit idari birimlerden başka bir şey görememişti.
13,00  9,00 
Büyük Tarihçi Nihal Atsız “Türk Tarihine Bakışımız Nasıl Olmalıdır?” adlı makalesinde Türk tarihinin bütünlüğünü açıkça ele almakta ve çözümler sunmaktadır. Rejimlerin değişmesi yeni devletlerin kurulması anlamına gelmez, tıpkı Gök-Türkler ve Dokuz Oğuzların ayrı bir devlet olmadıkları gibi. Osmanlının yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyetin’in kuruluşu da böyledir, değişenler sadece rejimlerdir, yani bu devletler hep bir birinin devamıdır. Diğer bütünlük konusu ise kardeş kavgalarında taraf olup yanlışa düşmemektir. Bunların en bariz örnekleri Ankara Meydan Savaşı ve Çaldıran Savaşı’dır. Nihal Atsız’a göre Ankara Savaşı’n da Aksak Temir’in ordusundaki Türkmenlerin sayısı belki de Yıldırım’ın ordusundakilerden daha çoktur. Çaldıran’da ise Yavuz Selim ve Şah İsmail karşı karşıya gelmiştir, iki Türkmen ordusu savaşmış ve Türk kanı akıtılmıştır. Bütünlük konusunda kardeş kavgalarına dikkat edip milletimiz arasında yeni tartışmalara yer verilmemelidir.
10,00  7,50 

Türk Tarihine Yeni Bir Bakış

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Uğur Mumcu öldürülmeden önce Kürt Meselesi üzerinde çalışıyordu. Kürt Meselesi'ni etnik ve dinsel yönünü birleştirerek ele almış, Şeyh Sait ayaklanmasını Kürt-İslam Ayaklanması olarak değerlendirmiş, Türkiye'yi uzun yıllardır yöneten Sağ iktidarların ideolojisini ise Kürt-İslam Sentezi olarak tanımlamıştı. Kaya Ataberk bu kitabında, Uğur Mumcu'nun bu tanımlamasını referans alarak, Uğur Mumcu'nun çalışmasını derinleştiriyor. Kürt-İslamcılık, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve laik yapısını kabul etmeyen geniş bir cephenin temel bakış açısı. Bu yönüyle Şeyh Sait gibi bir Şeriatçıdan Kemal Burkay gibi bir sosyalist ateiste, Apo gibi bir bölücüden Seyid Ahmet Arvasi gibi bir ülkücüye kadar geniş bir kesim, Kürt İslamcılık akımı içerisinde birleşebiliyor. Kaya Ataberk bu tezi ile, hem Kürt Meselesi'ne çok yeni ve özgün bir bakış açısı kazandırıyor, hem de özellikle Nakşibendilik tarihi içindeki köklü bir damarı ortaya çıkartıyor. Yine ek olarak 500 ünlü Kürt İslamcının biyografisini ve fotoğraflarını da yayınlayarak, araştırmacılara zengin bir arşiv sunuyor.
14,00  10,25 

Türk Tarihinden İzler 3

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Bunca yıl tarih okuyan ve tarih ilmi üzerine çalışan bir kişi olarak, herhalde şimdiye kadar bu yüce milletin geçmişinin ancak yüzde birini öğrenebildim. Çünkü Türk tarihi öyle geniş ve köklü ki, onu lâyıkıyla yazmaya ne bir kişinin ömrü yeter, ne de okuyarak tamamı öğrenilebilir. Böyle olunca da, elbette ki tarihçiler sadece belirli bir dönem veya coğrafyadaki Türk tarihiyle uğraşmak zorunda kalıyorlar. İşte bizim de üzerinde çalışma yaptığımız saha, Orta Asya diye anılan, İç Asya ve bunun uzantısı Türkistan bölgesidir. Konu itibarıyla seçtiğimiz dönem, millattan önceki çağlar ile kısmen onuncu yüzyıla kadarki zaman olup, bunun dışındakiler hakkında iddialarda bulunmamız mümkün değildir. Bütün çalışmalarımızda olduğu üzere, Uygur Türkleri Tarihi’nde de fazla dolambaçlı yollara kaçmadan ve okuyucuları laf kalabalığı içerisinde boğmadan, en kısa biçimde, bir vakitler devletimizi idare eden, bizlere sayısız şan ve şöhretler kazandıran Uygur atalarımızı anlatmaya özen gösterdik. Nasıl ki, Kök Türk Kaganlığı milli bir devlet yapısı hüviyetinde ve Türk devlet teşkilatının olgunlaştığı bir bünyeye sahip olması açısından önemli ise, Uygur Türkleri de özellikle Türk kültürüne yaptıkları katkılardan dolayı bizim için mühimdir. Bilindiği üzere Uygurlar, Türklerde resim sanatının, müziğin, heykeltraşlığın, kitap basımının, din anlayışının, ticaretin, yerleşik hayatın gelişmesinde ve yayılmasında öncülük ve aracılık yapmışlardır. Bununla beraber Ötüken Uygur Kaganlığı ve onun devamı olan Uygur hanlıkları bugünkü büyük Türkistan’ın etnik ve kültürel yapısının şekillenmesinde de aktif rol oynadı. Türkistan’daki Türk boyları etnik bakımdan şöyle veya böyle Uygur Türkleriyle irtibatlı olduğu gibi, Türk dili ve edebiyatı hususunda da onların tesiri altında kalmışlardır.
20,00  15,00 

Türk Tarihinden İzler 2

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Türk tarihi ve kültürüne dair, bu güne kadar yüzlerce çalışmaya imza attık. Bunların büyük bir kısmı yazı hayatımıza başladığımız vakitten itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde basıldı. Ancak bu yayın organlarının çoğu kapandığından, onları sadece kütüphanelerde bulmak mümkün. Dolayısıyla bu yazılara ulaşmak ve özellikle de araştırmacıların bunlardan yararlanmaları zor olduğundan, son zamanlarda pek çok kişinin yaptığı gibi, biz de yazılarımızı bir araya getirip, toplu halde okuyuculara ulaştırmayı düşündük ve böyle bir denemeye kalkıştık. Tabiî ki gönül bütün ilmi ve fikri yayınlarımızı toplu bir külliyat halinde ortaya koymayı istiyor. Fakat bu oldukça zahmetli ve zaman isteyen bir iş. Çünkü her yazının ve araştırma makalesinin yeniden gözden geçirilmesi; bir zamanlar kaleme aldığımız fikirlere ekler veya tashihler yapılması gerekiyor. O yüzden bu toplamayı hazırlarken bir bir seçtiğimiz çalışmaları yeniden okuyup, varsa eksiklikler veya fazlalıkları düzelttik. Esasında çoğu makalenin sonunda kaynakça kısmı vardı, ama kağıt israfı olmaması düşüncesiyle bunları kaldırdık. Zaten hepsinin altında dipnot kısımları bulunduğundan okuyucularımız oralardan yararlanabilir. Bununla birlikte genel bir dizin hazırlanarak, kitabın sonuna ilave edilmiştir.
18,00  14,50 

Türk Tarihinden İzler 1

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Türk tarihi ve kültürüne dair, bu güne kadar yüzlerce çalışmaya imza attık. Bunların büyük bir kısmı yazı hayatımıza başladığımız vakitten itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde basıldı. Ancak bu yayın organlarının çoğu kapandığından, onları sadece kütüphanelerde bulmak mümkün. Dolayısıyla bu yazılara ulaşmak ve özellikle de araştırmacıların bunlardan yararlanmaları zor olduğundan, son zamanlarda pek çok kişinin yaptığı gibi, biz de yazılarımızı bir araya getirip, toplu halde okuyuculara ulaştırmayı düşündük ve böyle bir denemeye kalkıştık. Tabiî ki gönül bütün ilmi ve fikri yayınlarımızı toplu bir külliyat halinde ortaya koymayı istiyor. Fakat bu oldukça zahmetli ve zaman isteyen bir iş. Çünkü her yazının ve araştırma makalesinin yeniden gözden geçirilmesi; bir zamanlar kaleme aldığımız fikirlere ekler veya tashihler yapılması gerekiyor. O yüzden bu toplamayı hazırlarken bir bir seçtiğimiz çalışmaları yeniden okuyup, varsa eksiklikler veya fazlalıkları düzelttik. Esasında çoğu makalenin sonunda kaynakça kısmı vardı, ama kağıt israfı olmaması düşüncesiyle bunları kaldırdık. Zaten hepsinin altında dipnot kısımları bulunduğundan okuyucularımız oralardan yararlanabilir. Bununla birlikte genel bir dizin hazırlanarak, kitabın sonuna ilave edilmiştir.
20,00  15,00 

Türk Siyasetinde Kürt-İslamcılar

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Uğur Mumcu öldürülmeden önce Kürt Meselesi üzerinde çalışıyordu. Kürt Meselesi'ni etnik ve dinsel yönünü birleştirerek ele almış, Şeyh Sait ayaklanmasını Kürt-İslam Ayaklanması olarak değerlendirmiş, Türkiye'yi uzun yıllardır yöneten Sağ iktidarların ideolojisini ise Kürt-İslam Sentezi olarak tanımlamıştı. Kaya Ataberk bu kitabında, Uğur Mumcu'nun bu tanımlamasını referans alarak, Uğur Mumcu'nun çalışmasını derinleştiriyor. Kürt-İslamcılık, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve laik yapısını kabul etmeyen geniş bir cephenin temel bakış açısı. Bu yönüyle Şeyh Sait gibi bir Şeriatçıdan Kemal Burkay gibi bir sosyalist ateiste, Apo gibi bir bölücüden Seyid Ahmet Arvasi gibi bir ülkücüye kadar geniş bir kesim, Kürt İslamcılık akımı içerisinde birleşebiliyor. Kaya Ataberk bu tezi ile, hem Kürt Meselesi'ne çok yeni ve özgün bir bakış açısı kazandırıyor, hem de özellikle Nakşibendilik tarihi içindeki köklü bir damarı ortaya çıkartıyor. Yine ek olarak 500 ünlü Kürt İslamcının biyografisini ve fotoğraflarını da yayınlayarak, araştırmacılara zengin bir arşiv sunuyor.
30,00  21,80