2015

Gök-Tanrı İnancı üzerine Altay’da alan araştırması yaparak yüksek lisans tezini tamamlamış ve ‘Mevlevilik’te Şamanizm İzleri’ adlı kitabını yayınlamış olan Günnur Yücekal Arpacı, halen bu konu üzerinde doktora yapmaktadır. Yazarın bu yeni çalışması da, Akay Kine’nin verdiği bilgiler doğrultusunda, Gök-Tanrı inancının anlamlar dünyası, dünya görüşü ve ritüellerine ek olarak din ve millet kavramlarının bir incelemesidir. Türk inancındaki ulus-din yapısı, aşina olduğumuz milletsiz-din anlayışıyla, Türk tefekkürünün millet ile dini aynı hamurda yoğrulmuş inancının bir karşılaştırmasıdır. “Uluslaşma süreci, mitolojilerin oluşmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Toplum, mitolojiyi, mitoloji ulusları oluşturur. Mitoloji, o ulusun tüm değer yargılarını ve dünya görüşünü içeren millî bir anayasa ya da millî bir şifre gibidir. Mitolojide ne varsa, kültürde de o vardır. Millete ait mitolojiyi unutturmak, bozmak ya da değerini düşürmek üzere adını kullanmak, bir toplumun ulusal kimliğini ve duruşunu yok etmek için kullanılan silahlardandır. Mitolojisinin, ulusal varoluş destanının aşağılanmasına ses çıkarmayacak hale getirilmiş bir ulus, toprağının verilmesine ve bayrağının indirilmesine de ses çıkarmayacaktır. Çünkü bayrak, vatan kavramları o ulusun mitolojisi ile içleri doldurulmuş simgesel ögelerdir. Mitoloji yok olduğu anda vatan toprak, bayrak bir bez parçası, ulus da hiçbir ayırt edici özelliği bulunmayan insanlar topluluğudur. En önemlisi de ulusal idealleri, mitolojiler verir. Mitolojisi yok olan bir ulus, idealler uğruna ve kendi ürettiği, kendince yüksek olan değer yargıları ile hareket etmez. Sadece maddi menfaatler uğruna, yüksek değerler ve erdemler olmaksızın hareket eder.” “Siz Türkiye’deki kardeşlerimiz; iyi yaşıyorsunuz, dost yaşıyorsunuz, kendi devletinizi oluşturmuşsunuz, kendi yüce kültürünüz var, atalarınızın eski bilgi ve kültürünü koruyorsunuz. Bu nedenle siz Gök Tanrı ve Toprak Ana önünde kutsallaşmışsınız.”
17,50  12,20 
Bu memlekette 1944-1945 yıllarında büyük bir facia cereyan etti. Yaratıcıları tarafından “Irkçılık Turancılık davası ” diye adlandırılan bu facia, aslında, Türk milliyetçiliğini ve dolayısıyle Türklüğü yere serme hareketi idi. Türklük ve Türkçülük düşmanlarının saflarında yer alan dalkavuklar, karaktersizler, korkaklar vesairenin de el birliğiyle ürüttükleri bu “haçlı seferi” , memleket üzerinde iki yıl, bir zulüm kasırgası gibi esti. Oynanan oyunlara, çevrilen dolaplara ve yapılan baskılara rağmen, bir askeri mahkemenin ve Askeri Yargıtay’ın vicdanlı ve namuslu hakimlerinin tarihi kararları, Türkçülerin beraatı şeklinde tecelli etti. Bu suretle kirli alınlar bir kere daha yerlere sürüldüler. Ve, pek çok ıztıraplara rağmen, netice, Türk milliyetçiliğinin bir zaferi oldu. 1944-1945 ihanetinin üzerinden hayli yıllar geçti. Bugünkü genç nesiller, çeyrek yüzyıl kadar önceki bu ihanet ve zulüm kasırgasından haberleri olmadan yetişmekteler. İşte bu küçük antoloji, o büyük boşluğu doldurmak ümidi ve dileği ile hazırlanmış bulunuyor. Yani antoloji “Irkçılık Turancılık davası”nın küçük bir hulasasıdır. Birkaç ciltte tamamlanacaktır. Bu küçük antolojinin hazırlanmasında tek gaye vardır: Türklüğe hizmet…
12,00  10,00 

Toprak Ana

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Cengiz Aytmatov, Toprak Ana romanında erkekleri askere alınan bozkırın ortasındaki bir Kırgız köyünde geride kalanların çektiği sıkıntıları anlatıyor. Eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, anaların evlatlarını bir bir askere göndermesi, ayrılıklar, gözyaşları… Yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş. Cengiz Aytmatov, o her zamanki berrak ve akıcı üslûbuyla bizleri, adeta insanları öğütür gibi harcayan savaş düzeneğinin yarattığı trajedilerle sarsıyor.
5,00  4,00 
1944 Irkçılık Turancılık davası, dönemin hükümeti tarafından Ruslara şirin görünmek amacıyla Nazilerle yürüttükleri kendi faaliyetlerini gizleyip, yapılanların sorumluluğunu bir grup Türkçü aydının üzerine yıkmak ve Türkçülüğü lanetlemek için açılmış bir davadır. Bu dava, aynı zamanda Türk olmayanların ve yabancı hayranı hümanistler ile komünistlerin, Türkçülere karşı nefret ve hırslarını ortaya döktükleri bir davadır! Bu dava, Türkçülüğü ve Türkçüleri Türk Devletinden tasfiye etme çabasıdır. Dava oyununun sorumluları Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, Ulus Başyazarı Falih Rıfkı Atay ve Ankara Valisi Nevzat Tandoğan ile Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'dür. Amacımız gerçeklerin ve tarihin ortaya çıkmasıdır! Ülkümüz Türklüğün yaşaması ve yükselmesidir.
28,00  19,50 

Kutlu Dağlar Ülkesi – Göktürkler

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Ben bir yüce dağ idim, yıkıldım. Yuvarlanıp düştü taşlarım. Ben bir kayın ağacıydım. Soysuz rüzgârlar yapraklarımı uçurdu. Girdabında boğuldum yokluğun. Öyle bir yol idim ki kervanlar sığmaz idi. Şimdi inceldim, yok oldum. Ağır yük altında ezildim. Kervan olup yola çıksam, başımı çekecek devem yok. Dipsiz kuyulara, zindanlara atıldım. Ağlayacak kimsem yok. Kılıcım yok savaşmaya. Kalkanım yok gizlemeye göğsümü. Konuşamadım, çünkü kopardılar dilimi. Öldüm, kuzgunlar yediler leşimi. Önce ölümü gösterdiler, sonra sudan çıkarıp ateşe attılar beni. Diri iken toprağın altına girdim.” Tarihin her döneminde büyük devlet olmayı başarmış bir milletin kendi adıyla kurduğu medeniyet yolculuğunun destansı öyküsü Kutlu Dağlar Ülkesi. Roman, Ergenekon'dan çıkarak Kore'den Karadeniz'e kadar uzanan bir devlet kuran ve yüzlerce farklı kabileyi aynı ruh, duygu ve düşünce birliği altında birleştiren Göktürkleri anlatıyor. İçinde barındırdığı kahramanlık destanları, aşk, trajedi ve ihanetlerle de günümüze çok şey taşıyor. Türk Kağanlığı kuruluşundan itibaren ortak amaç, töre, dil ve kültür unsurlarını sağlam ve adaletli bir yönetim anlayışıyla kaynaştırarak Orta Asya kavimlerinin tamamının birlik olmasını sağlamıştır. Bumin, İstemi ve Erkin Kağanlar zamanında yükselen erdemler, Çinli prenseslerin işvelerine ve casusların hilelerine kanarak ihanete sürüklenen ve hata yapan yöneticilerin elinde halk ve devletle beraber çöküşe geçer. Savaş meydanlarında Türkleri yenemeyen Çinliler, aralarına nifak tohumları saçarak onları kolayca yıkabilmektedir. Mustafa Çevik'in şiirsel diliyle zaman duygusunun Türk atlılarının ayakları altında kaybolmasına tanıklık edecek; kahramanlık, aşk, gurur, zafer, acı ve ihanetlerle dolu Orta Asya Bozkırları'nda kendinizi Bumin ve İstemi Kağanlarla birlikte at koştururken bulacaksınız.
15,00  11,20 

Orta Asya Türk Tarihi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Hiçbir milletin tarihini Türkler olmadan yazamazsınız. Bunun sebebi de, Türklerin dünyanın pek çok coğrafyasına dağılmasını ve başka milletlerin tarihlerini etkilemesidir. V. V. Barthold Verilecek derslerden maksat, sizlere Türk kavimlerinin tarihi hakkında Rus ve Avrupa ilimlerinin elde ettiği neticeleri ?bana verilen ders saatlerinin müsaadesi nispetinde? tanıtmaktır. Lâkin bu neticelerin pek zengin olmadığını ve buna ilişkin birçok meselelerin henüz tamamen hallolunamadığını göreceksiniz. Bunun sebebi Türk tarihini ilk kaynaklardan öğrenebilmenin zorluğu ve bir şahısta bir arada bulunması müşkül olan çeşitli ilim dallarını ve lisanları bilmenin gerekliliğidir. … Bir kavim veyahut bir ülkenin tarihinin belirli bir devri hakkında oldukça ayrıntılı bilgilere sahip olduğumuz halde aynı kavim veya ülkenin o belirli devirden önce veya sonra nasıl bir hayat geçirdiği hakkında ekseriya herhangi bir kaynakta mevcut birkaç kelime ile yetinmek mecburiyetindeyiz. Hâlbuki bir kavim veya ülkenin aşama aşama oluşan tarihî olaylarını layıkıyla öğrenmek için o kavmin tarihindeki her safhayı iyice görmek imkânına sahip olmalıyız.
18,00  14,50 

Her Devrin Menkubu Atsız

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Atsız hakkında o dönem yahut daha sonra yazılmış ne varsa toplayıp, kronolojik bir düzende yer vermeye çalıştığım bu çalışmamda onun gerek kendisinin gerekse çevresinin dilinden anılarını, sorgu ve savunmasının tam metnini, devletin arşivlerinde Atsız'dan bahseden belgeleri, ilgili gazete haberlerini ve onu tanıyanların Atsız hakkındaki görüşlerini zaman sırasıyla bulacaksınız. Bu kitabı yazmaya karar verip de onun hayatına dair evrakları incelemeye başladığım vakit, yetmiş yıllık bir ömrü bir kitaba sığdırmanın aslında ne kadar zor ve meşakkatli bir iş olduğunu gördüm. Yoldan geri dönmek mümkün değildi. Yaklaşık üç senelik bir çalışma sonrası, kitabımı okurların takdirine bırakıyorum. “Her Devrin Menkûbu : Atsız” artık Kağan Bahadır Küçükalcan'ın değil okuyucularınındır
25,00  16,00 

Dede Korkut Kitabı

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Destanlar devri çoktan kapandı” diyen doğru söylüyordu, ne var ki, bir metinmaal çağınınkuytularına sızıyorsa, onda, çağları aşan bir nefha esiyorsa, kendi çağını sürekli açıyor, demektir. Dede Korkut Kitabı, okudukça çoğalan ve bize bir milletin bütün macerasını bir kaç hikaye çerçevesinde yansıtan bu tür metinlerdendir. Batı Türklerinin kökenini oluşturan Oğuz”ların hayatını konu alan hikayeler, hem birer halk hikayesi hem destan hem de masal özelliği gösterir.
9,50 

Uygur Türkleri Tarihi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Uygur Türkleri özellikle Türk kültürüne yaptıkları katkılardan dolayı Türk milleti için mühimdir. Çünkü Uygurlar, Türklerde resim sanatının, müziğin, heykeltraşlığın, kitap basımının, din anlayışının, ticaretin yerleşik hayatın gelişmesinde ve yayılmasında öncülük ve aracılık yapmışlardır. Bunula beraber Ötüken, Uygur Kağanlığı ve onun devamı olan Uygur hanlıkları bugünkü büyük Türkistan'ın etnik ve kültürel yapısının şekillenmesinde de aktif rol oynadı, Türkistan'daki Türk boyları etnik bakımdan şöyle veya böyle Uygur Türkleriyle irtibatlı olduğu gibi, Türk dili ve edebiyatı hussunda da onların tesiri altında kalmışlardır.
17,00  13,00 

Türk Destanlarına Giriş

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Destanlar, milletlerin kahramanlık hikâyelerinin toplamıdır. Öyleyse destanları zengin olan toplumların tarihleri de o ölçüde muhteşemdir. Bu açıdan baktığımızda Türklerin tarihi pek çok destanî hikâyelerle doludur ve bunların da büyük bir kısmı gerçekleri yansıtır. Zaten destanların en önemli hususiyeti, içerisinde milleti yakından ilgilendiren yaşanmış olaylara yer verilmesidir. Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri başından acı, tatlı birçok hadise geçmiştir. Ve dünyanın en eski halklarından biri olan Türkler ortaya koydukları destanlar bakımından son derece şanslıdır. Elbette mazide cereyan eden her olayı destan sınıfına sokmak mümkün değildir. Bunun için bazı özel şartların olması gerekir. Bunlar yerine gelmişse, destan olarak değerlendirilir ve tarihi hadiseler yazılırken bunlardan yararlanılır. Biz bu çalışmamızda İslamî dönem öncesinde ortaya çıkmış olan Türk destanlarına bir giriş yapmaya gayret ettik. Kitabımızda, belki de sonraki destanlarımızın yazılmasına da aracı olan ana destanları ele aldık. Dolayısıyla bütün Türk milletinin tamamını ilgilendirmeyen halk hikâyeleri ayrı bir çalışma olduğundan, onları burada değerlendirmeyi uygun görmedik.
30,00  21,80 

Türk Tarihinden İzler 3

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Bunca yıl tarih okuyan ve tarih ilmi üzerine çalışan bir kişi olarak, herhalde şimdiye kadar bu yüce milletin geçmişinin ancak yüzde birini öğrenebildim. Çünkü Türk tarihi öyle geniş ve köklü ki, onu lâyıkıyla yazmaya ne bir kişinin ömrü yeter, ne de okuyarak tamamı öğrenilebilir. Böyle olunca da, elbette ki tarihçiler sadece belirli bir dönem veya coğrafyadaki Türk tarihiyle uğraşmak zorunda kalıyorlar. İşte bizim de üzerinde çalışma yaptığımız saha, Orta Asya diye anılan, İç Asya ve bunun uzantısı Türkistan bölgesidir. Konu itibarıyla seçtiğimiz dönem, millattan önceki çağlar ile kısmen onuncu yüzyıla kadarki zaman olup, bunun dışındakiler hakkında iddialarda bulunmamız mümkün değildir. Bütün çalışmalarımızda olduğu üzere, Uygur Türkleri Tarihi’nde de fazla dolambaçlı yollara kaçmadan ve okuyucuları laf kalabalığı içerisinde boğmadan, en kısa biçimde, bir vakitler devletimizi idare eden, bizlere sayısız şan ve şöhretler kazandıran Uygur atalarımızı anlatmaya özen gösterdik. Nasıl ki, Kök Türk Kaganlığı milli bir devlet yapısı hüviyetinde ve Türk devlet teşkilatının olgunlaştığı bir bünyeye sahip olması açısından önemli ise, Uygur Türkleri de özellikle Türk kültürüne yaptıkları katkılardan dolayı bizim için mühimdir. Bilindiği üzere Uygurlar, Türklerde resim sanatının, müziğin, heykeltraşlığın, kitap basımının, din anlayışının, ticaretin, yerleşik hayatın gelişmesinde ve yayılmasında öncülük ve aracılık yapmışlardır. Bununla beraber Ötüken Uygur Kaganlığı ve onun devamı olan Uygur hanlıkları bugünkü büyük Türkistan’ın etnik ve kültürel yapısının şekillenmesinde de aktif rol oynadı. Türkistan’daki Türk boyları etnik bakımdan şöyle veya böyle Uygur Türkleriyle irtibatlı olduğu gibi, Türk dili ve edebiyatı hususunda da onların tesiri altında kalmışlardır.
20,00  15,00 
Büyük Tarihçi Nihal Atsız “Türk Tarihine Bakışımız Nasıl Olmalıdır?” adlı makalesinde Türk tarihinin bütünlüğünü açıkça ele almakta ve çözümler sunmaktadır. Rejimlerin değişmesi yeni devletlerin kurulması anlamına gelmez, tıpkı Gök-Türkler ve Dokuz Oğuzların ayrı bir devlet olmadıkları gibi. Osmanlının yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyetin’in kuruluşu da böyledir, değişenler sadece rejimlerdir, yani bu devletler hep bir birinin devamıdır. Diğer bütünlük konusu ise kardeş kavgalarında taraf olup yanlışa düşmemektir. Bunların en bariz örnekleri Ankara Meydan Savaşı ve Çaldıran Savaşı’dır. Nihal Atsız’a göre Ankara Savaşı’n da Aksak Temir’in ordusundaki Türkmenlerin sayısı belki de Yıldırım’ın ordusundakilerden daha çoktur. Çaldıran’da ise Yavuz Selim ve Şah İsmail karşı karşıya gelmiştir, iki Türkmen ordusu savaşmış ve Türk kanı akıtılmıştır. Bütünlük konusunda kardeş kavgalarına dikkat edip milletimiz arasında yeni tartışmalara yer verilmemelidir.
10,00  7,50 

Türkistan Milli Kurtuluş Hareketi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Dil, din ve tarihî geçmiş bağları ile birbirine sıkı sıkıya bağlı bu topluluklar kaynaşmak için bir önder bekliyorlardı. Enver Paşa kendisini bu iş için biçilmiş kaftan olarak görüyordu. Hemen faaliyete geçmek istedi. Enver Paşa'nın destanını anlayabilmek için içinde yaşadığı ortamı iyi bilmek gerekir. Doğuştan Türk olduğundan atalarının menşeini unutmamıştı. Bolşevikliğin iktidara gelişi ona, Moskova'ya silah zoru ile bağlı Türk soyundan gelen ülkelerin yakın bir gelecekte bağımsızlıklarına kavuşacakları ümidini vermişti. Tam bağımsızlığa kadar giden muhtariyetlerin gerçekleşmesi, komünist prensiplerine dil, din, soy, töre ve gelenek bakımından yabancı olan Orta Asya halklarını büyük bir sevince boğmuştu. Enver Paşa için “bağımsızlık” demek bütün yabancı etkilerden arınmak demekti. Moskova'daki yöneticiler her muhtar Devleti ayıran sınırları gösteren Sovyet Federasyonu haritasını gösterdiklerinde Enver Paşa'ya yapılan değişikliği gayet güzel bir şekilde açıklamışlardı, ama o, yerinde bu Devletlerin varlığını tahkik etmeye gittiğinde ülkeye ve ülkenin diline yabancı Rus memurlarının doldurduğu basit idari birimlerden başka bir şey görememişti.
13,00  9,00 
Kültür ve toplum yapımızda, modern anlamda bir din tarihi şuuru ve perspektifi henüz tam anlamı ile yer almamış, doğal olarak da bir din tarihi metodolojisi gelişmemiştir. Dolayısıyla din alanında olan veya başka bir deyişle “evrensel” olanı birbirine karıştırma ve hepsini aynı kategoriye yerleştirme eğilimi, alışkanlığı ve hatta “hata”sı da bu şuur ve metodoloji noksanlığından kaynaklanmaktadır. Çok geniş bir coğrafyada, oldukça değişik kültürler,medeniyetler, toplumlar ve dünyanın büyük dinî sistemleri ile temasa geçmiş bulunan Türklerin dinî yaşayışları, son derece zengin bir tarih ve kültür mirasına sahip bulunmaktadır. Bu zengin tarihî ve dinî miras, bilimsel ve objektif bir tarihî perspektiften hareketle ele alınıp değerlendirildiğinde, bize millî ve kültürel varlığımız ve hayatımızın tarihî temellerini, gerçek boyutları içerisinde daha doğru bir biçimde aydınlatma imkânı sağlayacağı gibi,bugünkü hayatımız ve kültürümüze de zenginlik katacak, hatta değişen sosyo-kültürel şartlarda bir değişim sürecine maruz kalan buhranlara ve çatışmalara sahne olan toplumumuzun kültürel kimliğinin yeniden inşasına önemli katkılarda bulunacaktır.
30,00  22,50 

Torbadaki Hukuk

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
“Bu çıkan torba kanunun adı bundan sonra “Soma” değildir… Burada tartışmalı geçen, uzun süren maddelerin tamamında ya Anayasa'yı, Anayasa Mahkemesi'nin, Danıştay'ın iptal kararlarını geçersiz kılmak var ya da birilerine adrese teslim rant işleri var.” “Biz, bu hâliyle bu torbanın Soma balı sürülmüş bir yolsuzluk örtme zehri olduğunu düşünüyoruz. Onun için de kusura bakmayın, bu zehri yutmayacağız, üstüne bal sürseniz de vatandaşa şikâyet etmeye devam edeceğiz.” (Mehmet Günal'ın 10 Temmuz 2014 gecesi dört saati bulan manifesto niteliğindeki konuşmasından…) Bu kitapta aşağıdaki soruların cevaplarını bu sürece şahitlik eden bir milletvekilinin yaşadıklarını ve değerlendirmelerini kendi kaleminden okuyacaksınız… – Hukuk nasıl torbaya dolduruldu? – Kanun yoluyla hukuk nasıl katledildi? – 17-25 Aralık operasyonlarının üstünü örtmek için hukuk nasıl katledildi? – Haram ile helal aynı torbaya nasıl dolduruluyor? – Zehirin üstüne bir parmak bal ile millet nasıl kandırılıyor? – Minareyi çalan kılıfını hazırlamazsa ne olur? – Hukuk minaresine kanun kılıfı nasıl diktirilir? – TBMM yargı kararlarını nasıl etkisiz hale getiriyor? – TBMM Başkanı evrak sevk memuru mu? – Komisyonlar TBMM'ye mi AKP'ye mi bağlı? – Süren davalar kanunla nasıl iptal ediliyor, dava açma hakkı nasıl engelleniyor? – 4 saat süren mücadele sonucunda AKP'nin ilk defa geri çektiği düzen
16,00  11,60 
Genellikle birbirine koşut olarak anılan Türkçülük, Turancılık, Pantürkizm`in özgül siyasal ve ideolojik içerikleri nedir? Türkçülük-Turancılık-Pantürkizm, Türk uluşçuluğunun oluşum dönemine özgü romantik aşırılıklar mı? Yoksa Türkçü-Turancı-Pantürkist akımlar, ulus-devletin ve resmi milliyetçiliğin kuruluş sürecinde de etkilerini sürdürdüler mi? Kısmen muhalif radikal haraketler aracılığıyla, ama kısmen de rejim bünyesinde bu düşünceleri izlemeyi sürdürenlerin siyasal konumu nasıl tanımlanmalı? Günay Göksu Özdoğan, Cumhuriyet`in kuruluş yıllarındaki Türkçü ve Turancı akımlara ilişkin incelenmesinde, bu sorulara doyurucu cevaplar getiriyor. Sözkonusu akımların Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura`ya dayanan mirasını irdeledikten sonra, Cumhuriyet`in milliyetçiliğinin, başka bir terimle Kemalist ulusçuluğun bu mirasla ilgili açmazını hatırlatıyor.
27,00  21,00 
Ülkemizin her zamankinden daha büyük ve karmaşık tehditlerle karşı karşıya bulunduğu bu çok zor süreçte; hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını ortaya koyan eser; her Türk evladının asgari ölçüde bilmesi gereken yüzden fazla konuyu akıcı bir şekilde sunmaktadır. Her konu, özüne uygun, Türk ve dünya edebiyatından uyarlanmış fıkralar, atasözü ve özdeyişlerle desteklenmiştir. Unutkan hafızaları tazelemeyi amaçlayan gazete manşetleri yoruma ihtiyaç duymayacak şekilde seçilmiştir. “Vatanı bölmek ve Türklüğü silmek” üzerine oynanan oyunların soylu Türk Gençliği tarafından bozulacağına dair mutlak bir inanç içerisinde yazılan bu eser; oyunları stratejik bir seviyede deşifre eden ve çözüm önerileri sunan bir üslup içerisinde kaleme alınmıştır. Sana son sözüm ey Türk evladı! Sen ölmedikçe vatan bölünmez. Ne demiş resulzade hele bir dinle! Bir defa yükselen bayrak bir daha inmez!…
24,00  17,50 

Gezgin Gözüyle Türk Dünyası

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Abidin Lütfi Demir, Ali Adnan Akgündüz, Ayhan Razgat, Bahattin Ayhan, Belkıs Ceyla Çetinsoy, Davut Özmen, Dursun Erkılıç, Fatih Koca, Gonca Özbaşoğlu, Hasan Cerit, Hasan Yılmaz, Hüseyin Avni Kunduracıoğlu, İbrahim Berksoy, Kaya Telli, Levnet Boz, Liliya Davletshina Razgat, Merhmet Bora Arasan, Mehpare Sözener, Mete Darcan, Metin Denizmen, Murat Özsoy, N. Emre Apaydın, Nesrin Armağan, Nihat Kaşıkçı, Nuray Özener Değirmencioğlu, Onur Ataoğlu, Ömer Faruk Eryılmaz, Ruhan Betül Özkan, Seda Meşeli Allard, Savaş Balaban, Timur Özkan, Turhan Demirbaş, Yakup Önal, Yıldız Ademoğlu Atlan'ın kalemlerinden; Trakay, Kosova, Bosna Hersek, Makedonya, Batı Trakya, Gagavuz Yeri, Güdül, KKTC, Kuzey Irak, İran ,Karaçay Balkar, Dağıstan, Kırım, Tataristan, Azerbaycan, Türkmenistan, Başkortastan, Özbekistan, Hindistan, Pakistan, Afganistan, Altay, Hakasya, Tuva, Yakutistan, Moğolistan, Doğu Türkistan, Kaşgar, Japonya ve ayrıca Yada Yolu Timurlenk, Cengiz Aymatov, Uluğ Bey Ahmet Yesevi, Şamanizm , Nevruz, Kımız, Dede Korkut Manas…
10,00  7,00 

Azadlık Hikayeleri

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Eluca Atalı (Hüseynova Medine İhtiyar kızı) 1966'nin 19 Kasımında Azerbaycan'ın Neftçala bölgesinin Holkarakaşlı kentinde doğmuştur. Asif Ata Ocağındandır, Asifçilik geleneğine bağlıdır, hiçbir siyasi sosyal kurumun üyesi değildir. Baku Devlet Üniversitesinin Kütüphanecilik bölümünden mezun olmuş, “Azerbaycan'da Kitapseverlik: oluşumu, gelişimi, modern dönem ve akımları” adlı doktora tezini hazırlamıştır. Dünya, hayat, insan ve onların çevresinde yaşanan her olay onun konusudur. Geleneğine bağlı olduğu Asif Ata'nın “İnsan değişmezse, dünya değişmez” fikrini esas alıp, insanın kendini olgunlaştırmasında ona engel olan eksiklikleri ve noksanları sanat aracılığıyla analiz eder. Birincil ilham kaynakları doğa ve çocuklardır. “Doğa ve çocuklar bana konu vermekten hiç vazgeçmiyor, bense onları kendime küstürmemek için yazıyorum!” diyor. On iki yaşında şiir yazmaya başlamış, edebiyata yeni felsefi, estetik, minyatür tarzını getirmiş, hem bu tarzda hem de hikaye, deneme, mensur şiir ve gazete yazısı gibi türlerde yüzlerce eseri Azerbaycan'da ve yurtdışında basılmış ve başka dillere tercüme edilmiştir. Ayrıca, siyasi-sosyal konulardaki görüşleriyle düzenli olarak basında yer alır. Senaryosu yazar tarafından hazırlanmış, Güney Azerbaycan milli kurtuluş hareketinden bahseden çok sayıda video, film vs. de çeşitli sosyal ağlarda, youtube benzeri kanallarda yayınlanmıştır. Şu anda İsveç'te yaşıyor, evlidir, estetik yaratıcılık ve gazetecilik işleriyle meşguldür.
12,00  9,00 

19 sonuç gösteriliyor