2010

Ilgana

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Ilgana; çağdaş bir Dede Korkut öyküsü. Kendi öyküsünü başkasından, başkasının öyküsünü kendinden bilmeyenlerin destanı… Bu masalda kahraman şövalyeler, sihirli değnekli büyücüler, ışıltılar saçan periler yok. Güzel prensesler, beyaz atlı prensler, soylu krallar, neşeli şarkılar yükselen şatolar da yok. Bu destanda, kuşaklardır yurt tuttuğu topraklarda sürgün olmuş konargöçer boyların hayatta kalma mücadelesi var. Ilgana, atalarıyla bağları kopuk, yılgın bir toplumun kendini de, üzerinde yaşadığı toprağı da yeniden tanımlayışını anlatan, çağdaş bir Dede Korkut öyküsü. Bu toprakta yarın yoktur. Ara sıra dün tekrar eder o kadar… Ilgana, tütüyordu. Toprağın ve insanların yaşam gücü, büyücü rahiplerin yönettiği kentlere çekiliyor, geride uğursuz bir sis bırakıyordu. Bu duruma son vermek isteyen Sürekler, yüz yılı aşkın süredir kentlere karşı savaş veriyor ama kaybediyorlardı. Kamların tüm çabalarına karşın, uzun yıllardır atalarından destek göremeyen konargöçerler, her çatışmayla birlikte umutlarını da kaybediyor, geleneklerinden vazgeçmek ve aşağılanmak pahasına kentlere sığınıyorlardı. İki taraf son bir savaşa doğru sürüklenirken, düşlerinin peşinden giden genç bir kam çırağının yüz yıldır süregelen bu zulme son verebileceğini henüz kimse bilmiyordu. Kendisi bile… Çağdaş Türk mitolojisinin başlangıcını oluşturacak olan Ilgana'da; yarının olmadığı, sadece ara sıra dünün tekrarlandığı topraklarda, doğru ile yanlışın, doğa ile kentin, doğu ile batının çatışmaları arasında kam adayı Sungur'un ve ona destek olan yoldaşlarının kahramanlıklarına tanık olacaksınız. Kurtarıcı şövalyelere, sihirli değnekli büyücülere, at üstünde yaşayan konargöçer vahşilere dair tüm ezberlerinizi değiştirecek, pek alışık olmasanız da çok tanıdık olduğunuz kavramlarla bezeli bu destanı bir solukta okuyacaksınız.
20,00  16,00 
Tatar Türkleri, Oğuz Türkleri ve Kıpçak Türkleri gibi Türklüğün ana yapı taşlarındandır. Türk kültür coğrafyasında Tatar dünyası büyük bir yer tutar. Bütün büyük toplumlar gibi Tatarlar da tarihi nedenlerle değişik yerel isimler de alabilmişlerdir. Anadolu Türk kültür coğrafyasında Hıristiyan Tatarlar hariç diğer Tatar kesimlerden küçük-büyük temsilci grupları vardır. Şırnak Tatarlarının bu yapılanma içerisinde özel konumları vardır.
10,00  7,70 

Türk Kültürlü Halklarda Ölüm

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Ölüm içerikli duygular toplumların en az hile katılmış duygularıdır. Ölümden öteye köy olmadığı inancı, ölümden sonraki var olmaya dair inançlarda farklılıklar olsa da ortak peyda içerirler. Türk kültürlü halklarda ölüm evveli, esnası ve sonrası ile tıpkı doğum ve evlilikte olduğu gibi bir bütündür. türk kültürlü halkları bir arada tutan en önemli inanmalar ölüm karşısında duyulan inanmalardan oluşur.
15,00  11,00 

Timurlular Devleti Tarihi

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Cengiz Hanın Nuh tufanını andıran seferlerinin ardından, yaklaşık bir buşuk asır sonra, Türkistanda ortaya çıkan Timur, deş-i Kıpçak, İran, Irak, Suriye ve Anadolu üzerine giriştiği seferleri ile Cengiz Hanın Moğollarının istilasının dehşet ve korkusunu bu ülkelerde yaşayan insanlara yeniden hatırlattı. Dünya iki hükümdarın sahip olacağı kadar büyük ve değerli değildir. Allah nasıl bir tane ise, Sultan da bir tane olmalıdır diyen Timurun gayesi, mümkün olduğu kadar geniş sahaları hakimiyet altına almaktı. Seferlerin Türk-İslam ülkeleri üzerine yöneltilmiş olmasından dolayı eleştirmekle birlikte bunlar o devrin hakimiyet anlayışı düşünülerek değerlendirilmelidir Bütün eleştirilere rağmen Orta Asya göçebelerinin İslamlaşmasında Timurun büyük hizmeti vardır.
13,00  9,40 

Türk Anayasa Tarihi 1808 – 2007

Henüz değer ylendirmeok
Kepit: Türk Betik
Bu kitap, Osmanlı devleti anayasıcılık hareketi başlangıcı sayılan 1808 tarihli Sened-i ittifak belgesi ile başlayıp, 1839 tarihi Tanzimat Fermanı ve 1856 tarihli Islahat Fermanı’nın analizini yapıp, 1876 tarihli ilk Osmanlı Kanun-ı Esasi’ni 1909 tarihli değişiklikleriyle inceleyerek, Türkiye Devleti’nin ilk Anayasa’sı sayılan 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 1924 tarihli Kanun-ı Esasi’si, 1961 Anayasası ve nihayet yürülükte olan 1982 Anayasası ve 2007 tarihine kadar bu Anayasa’da yapılan değişiklikleri ortaya koyan bir çalışmadır.
27,50  20,00 
Adana, Maraş ve Antakya üçgeninde bulunan Gavurdağlarında 1817 yılında meydana gelen olayların araştırılması esnasında karşımıza bu güne kadar yazılmayan ya da yazılmak istenmeyen bir tarihi ortaya çıkardı. Osmanlı topraklarında kendi hükümdarlıklarını ilan eden “sikkesiz hükümdarlar” kimlerdi? Gavurdağı ve çevresi kimler tarafından nasıl paylaşılmıştı? Şeyh Ebussuud Efendi II. Mahmud'a kimin kellesi için ricacı oldu? Fettahoğulları kimdir? Gavurdağı'na nasıl yerleşmişlerdir? Gavurdağı'ndan Topkapı'ya gönderilen kelleler… Fettahoğulları ve Küçük Alioğulları'nın paylaştığı kader… Maraş'a yapılan büyük baskın ve perde arkası, Kesilerek İstanbul'a gönderilen kellelerin akibeti… Adana'ya vali tayin olunan, ancak korkusundan şehre gidemeyen vali… Kalender Paşa ve Kara Fatma hakkında bu güne kadar bilinmeyenler…
30,00  21,70 
Doğu Türkistan… Türklerin atayurdu… Türkçenin bilinen ilk sözlüğünün yazarı Kaşgarlı Mahmud'un ve devlet yönetimi hakkında ilk siyasetname yazarı Yusuf Has Hacib'in doğduğu bu topraklar, Türk medeniyetinin beşiğidir aynı zamanda. Ve bu toprakların asıl sahipleri Doğu Türkistan Türkleri 1949 yılından beri Kızıl Çin işgali altında insanlığın, adaletin, merhamet ve vicdanın iflas ettiği Çin zulmü ve esareti altında yaşamakta, hürriyet içinde yaşayan insanlıktan sesinin duyulmasını beklemektedir. Yıllardır devam eden bu Çin zulmi, bilindiği gibi 5 Temmuz 2009 tarihinde Urumçi'de meydana gelen olaylarda toplu bir katliama dönüşerek tahammül sınırlarının ötesine taşmış, Çin dışında bütün insanlık alemi bu kıyımı dehşet içinde seyretmiştir. Doğu Türkistan'da yıllardır kalın duvarlar ardında devam eden Çin zulmü ve baskısı, bu kitapla ilk defa, bilimsel verilerle akademik boyuta uluslararası ilgi alanına taşınmıştır. Kendisi de bir Doğu Türkistanlı olan rahmetli yazar Ahmet Türköz,1998 yılında doktora tezi olarak hazırladığı bu eserle, Doğu Türkistan'ın tarihinden başlayarak, özellikle iktisadi ve doğal kaynaklar bakımından zenginlikleriyle, Çin Halk Cumhuriyeti'nin sömürüsü ve yıllardan beri işlediği insanlık suçlarını uluslararası kaynaklara dayanarak derinlemesine tedkik edip, bugünlere nasıl gelindiğini gayet açık bir şekilde göz önüne sermektedir. Doğu Türkistan Türklerine yönelik insan hakları ihlallerinin artık BM, AGİT gibi uluslararası forumlara taşınması zamanının geldiği kitabı okuyunca daha iyi anlaşılmaktadır.
20,00  13,60 
Dünya üzerinde çeşitli bölgelerdeki toplumların, ayakta kalabilmek uğruna birbirleriyle mücadeleleri insanlık tarihi ile yaşıttır.Bu mücadelenin gayesi daha iyi yaşamak olduğu halde vasıtaları, yeri ve zamanı çok değişiktir.Mücadele her zaman, her çeşit vasıta ile her gün devam ede gelen milli, hayati kavgaların kendisinden başka bir şey değildir.Hayat mücadelesini yapamayan toplumlar zamanla erir, küçülür ve kaybolurlar.Bu erimenin önüne geçebilmesi için “Birlik ve aidiyet” değerleri korunmalıdır. Çalışmanın özünü “Batı Türkleri” ve Türk Cumhuriyetleri” oluştururken, Türkiye'nin etki alanındaki (Balkan, İran, Irak, Suriye ve Kıbrıs) Türkler, Gagauz ve Ukrayna Türkleri (Kırım) ile Rusya'daki diğer Türk ve Müslümanlar, Doğu Türkistan Türkleri, Almanya örneğinde Avrupalı Türkler Türkiye merkezli incelendi. Şartların elverişli hale geldiği değerlendirilen “Türk Dili Devletler Birliği”nin ilk aşaması, Türk dünyasının bir stratejik ortaklık ça-tısı altında ve verimli olarak buluşabilmesidir. Bu oluşum Türk devletinden birine BM Güvenlik Konsey'inde daimi üyelik yolunu açabilir.Böylelikle Türkler, dünyada evvelce olduğu gibi, dünya düzeninin hakkaniyet içinde devamı konusunda söz sahibi olabilirler.Türk dünyası ile asgari müştereklerde bir araya gelecek Türkiye'nin, aynı zamanda tarihi, kültürel ve etkileşim ortaklığı bulunduğu komşuları ve yakın coğrafyalardaki ülkelerle karşılıklı saygı ve hakkaniyete dayanan ilişkilerinin güçlenmesi de dikkate alınmıştır.Yani, “Yurtta sulh, cihanda sulh!” düşüncesi dikkate alınmak suretiyle, “Ülkede dirlik, Türk devletlerinde birlik, küresel güçlerde denklik”hedef alınmalıdır.Bu ülküyü Cumhuriyetin 100.yıldönümünde gerçekleştirebilmek için de “Parola 2023” ve “Parola Türk Dili Devletler Birliği”dir.
42,00  30,50 

8 sonuç gösteriliyor